Güneşin ilk doğduğu topraklarındaydık geçen hafta. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut’un davetiyle ‘Sigorta Sektörü Van Buluşması’nı takip ettik. Haftanın son dört gününe denk gelen etkinlik sürecinde Tatvan, Bitlis ve Doğubayazıt’ta bölge acentelerine yönelik ziyaretler de gerçekleştirdik.
Haberin kaynağına inme fırsatı bulduğumuz için TOBB SAİK Başkanı Levent Korkut’a teşekkür ediyoruz.
‘Sigorta Sektörü Van Buluşması’ Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) himayesinde, Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) ev sahipliğinde, SAİK, SEİK, TÜSAF, DASK, TARSİM ve SBM’nin katkılarıyla gerçekleşti. Etkinliğin ana sponsorluğunu ise AUTO KING Oto Servis üstlendi.
Etkinliğin başarıyla tamamlanmasında en büyük pay ise Van Sigorta Acenteleri Derneği’nin. SAİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Van Sigorta Acenteleri Dernek Başkanı Şükrü Üzal ve yönetimine tebriklerimizi sunuyoruz.
Aynı şekilde Van TSO Başkanı Nevzat Takva da Sigorta Sektörü Van Buluşması’nın başrolündeydi. Etkinlik için tüm imkanlarını seferber etti. Röportaj isteğimizi geri çevirmeyen Nevzat Takva’nın Van için büyük bir değer olduğuna inanıyoruz.
Ve acenteler… Sigorta sektörünün lokomotifi, bel kemiği ve olmazsa olmazı acenteler…
“Bir dokun bin ah işit” misali çok dertliler.
Buluşma boyunca sohbet etme fırsatı bulduğumuz her bir acentenin gözlerinde hem mesleğe olan tutkuyu hem de giderek ağırlaşan yüklerin getirdiği yorgunluğu gördük. Güneşin ilk yükseldiği bu kadim topraklarda, acentelerin sektörün geleceğine dair taşıdığı umutlar ne kadar büyükse, karşı karşıya kaldıkları sorunlar da bir o kadar derin.
Peki, sahadaki acenteler en çok nelerden şikayetçi? Hangi konular motivasyonlarını kırıyor, işlerini zorlaştırıyor?
İşte bölge ziyaretlerimizde ve etkinlik süresince öne çıkan, acentelerin "can damarına" dokunan başlıca sorunlar:
Teminat bulma güçlüğü ve daralan kapasiteler
Son dönemde sigorta şirketlerinin belirli branşlarda risk kabul kriterlerini aşırı sertleştirmesi, sahadaki acenteyi doğrudan müşterisiyle karşı karşıya getiriyor.
Doğrudan satış ve haksız rekabet baskısı
Sigorta şirketlerinin dijital kanallar veya doğrudan satış yöntemleriyle sunduğu fiyat ve avantajlar, gece gündüz demeden sahada çalışan acentelerin emeklerini gölgeliyor. Acenteler, kendileriyle rekabet eden değil, kendilerini destekleyen bir dağıtım kanalı politikası güdülmesini istiyor.
Portföy mülkiyeti güvencesi
Acentelerin yılların emeğiyle oluşturduğu müşteri portföylerinin korunması hususunda yaşanan tereddütler hâlâ canlılığını koruyor. Acente, binbir emekle kazandığı müşterisinin doğrudan şirketler ya da farklı alternatif kanallar tarafından devralınması endişesini taşımak istemiyor.
Bölgesel farklılıklar ve özel risk algısı
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki acentelerin en çok dile getirdiği konulardan biri de bölgesel risk algısı nedeniyle yaşanan kısıtlamalar. Bölge insanına ve işletmesine hizmet sunarken şirketlerin daha esnek ve yapıcı politikalar izlemesi, bölge acentelerinin en haklı talepleri arasında yer alıyor.
Sahaya kulak vermek sektörü büyütür
Van Buluşması, sadece bir araya gelinen ve plaketlerin verildiği bir organizasyon olmanın ötesine geçmeli; sahadan yükselen bu sese kulak verilmesi için bir milat olmalıdır.
SAİK Başkanı Levent Korkut, yönetim kuruluyla birlikte tam kadro oradaydı. SEİK Başkanı Ahmet Nedim Erdem yine acentelere destek verdi. Sektörün çatı kuruluşu olan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş’in Sigorta Sektörü Van Buluşması’na ilgili daireden yöneticisini göndermesi de sorunların kısa sürede çözüleceğinin işaretidir.
Unutulmamalıdır ki acentelerin güçlü olmadığı, sorunlarının sümen altı edildiği bir sigorta sektörünün sürdürülebilir bir büyüme yakalaması mümkün değildir. Van’da yakılan bu birlik ve beraberlik meşalesinin, acentelerin kronikleşen sorunlarına ışık tutacağına ve somut çözümlere dönüşeceğine inanıyoruz. Gözlem ve umudumuz bu yönde.
Sigortacılık dışında da yazacak o kadar çok konu var ki! Sadece şunu vurgulamak istiyorum. Terör belasına bulaştırılan bölgeye gerçekten yazık olmuş. Barış ve kardeşlik içinde yaşayacağımız topraklarda askerinden polisine, öğretmeninden doktoruna, işçisinden mühendisine kadar 40 binden fazla şehit vermemiz çok üzücü.
Kan ve gözyaşından beslenen terörün bir daha gelmemesi için dua ediyorum.