Maçın oynanacağı stada gideceksin, basın tribününe oturacaksın. Belki, bir önceki yazını beğenmeyen taraftarların küfürlerini yiyeceksin.
Takımlar sahaya çıkarken taraftarın davranışlarını çıplak gözle seyredeceksin. Maç boyunca neler oluyor, hangi futbolcu nasıl oynuyor, teknik direktörler nasıl taktik geliştiriyor. Hakemler, adil yönetim gösteriyor mu?
İşte tüm bunları, televizyon ekranından öğrenemezsin. Televizyon ekranı sadece gösterilmesi gerekenleri gösterir. Maç yorumu yapacaksan, sen gösterilmek istenilenin dışında olanları da göreceksin. İşte bu nedenle statta olacaksın!
Serde spor gazeteciliği olduğu için spor basınından dem vurmadan edemiyorum. Kusura bakmayın. Tabii ki konumuz Dünya Kupası maçlarını senin benim gibi televizyondan izleyip maç kritiği yapanlar değil.
Konumuz Fuar İzmir. Önceki yazımızda da vurguladığımız gibi Sigortamnews olarak başından sonuna kadar takip ettik. Yani bizzat stattaydık. Fuar bitti, ama fuara gitmeden, fuarın havasını yaşamadan, yani oturdukları yerden yazı yazmalar devam ediyor. Bakın şu yazdı bu yazdı demiyorum. Gidilip görülmeden, uzaktan kalem oynatılıp güzel bir fuarın karalanmasına itiraz ediyorum.
Eleştirmek başka şeydir karalamak başka. ‘Şöyle yapılsaydı daha iyi olurdu’ diyerek eleştirirsin ama karalama yapamazsın. Gazeteci olman sana karalama yapma hakkını vermez.
Efendim kalabalık değilmiş, salonlar boşmuş. İyi de kime göre, neye göre kalabalık değildi. Evet, 1.47 milyar nüfuslu Hindistan'a göre kalabalık değildi. Ama sadece 900 kişilik nüfusa sahip Vatikan’a göre kalabalıktı. ‘Kalabalık mıydı değil miydi’ tartışmasından önce sen kalabalığa nereden bakıyorsun onu söyle.
Daha iyisi olmaz mıydı? Tabii ki olurdu. Daha fazla vakit ayırırsın, daha iyi hazırlanırsın, olur. Normalde fuarlar bugünden yarına planlanan organizasyonlar değildir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin yıllık takviminde bir yıl önceden nerede hangi sektörün fuar yapacağının tarihi bellidir.
İşte tam bu noktada Fuar İzmir, bu kategorinin dışında tutulmalı. Öğrendiğimiz spesifik bilgiye göre fuar hazırlığı için sadece 8 haftalık bir çalışma dönemi olmuş. Ben fuara bu yönüyle bakıyor ve muazzam bir iş yapılmış diyorum. İki ayda böyle etkili bir fuar yapacak başka ekip var ise getirin görelim.
Fuar İzmir fikrinin başında Ender Yorgancılar diye bir duayen isim var. Şahsen kendisini fuarda tanıma imkânı buldum. Ender Yorgancılar, Türkiye’nin önde gelen sanayicilerinden, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcılığını yapıyor. Ayrıca ülkenin ilk ve en büyük el aletleri üreticisi olan İZELTAŞ’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor. 1957 yılında İzmir'de dünyaya gelen Yorgancılar, Dokuz Eylül Üniversitesi Pazarlama Bölümü mezunu.
İşte Fuar İzmir’i beğenmeyip, karalayanlar direkt böyle dolu bir ismi karalamış oluyor. Oysa, fuara gelseler, Yorgancılar’ın nasıl titiz bir çalışma yaptığına bizim gibi şahit olurlardı. Yorgancılar’ın hem acentelerin hem eksperlerin hakkını savunduğu açılış konuşması bile fuarın görevini yaptığının göstergesidir. O konuşma sigortamnews’in instagram sayfasında duruyor. İsteyen izleyebilir.
Bakın, Magdeburger Sigorta’nın sevilen Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, QTV’ye verdiği röportajda, “Sigorta fuarlarını çok önemsiyorum. Daha çok yapılmalı” diyor.
Yine aynı şekilde Unico Sigorta’nın tecrübeli Genel Müdürü Ender Güzeler de benzer şeyler söyledi.
Hancıoğlu ve Güzeler, bizzat geldikleri fuarın eksiklerini sıralayamaz mıydı? Kim engel olabilirdi? İkisi de bardağın boş tarafına bakıp ‘bardak boş’ demiyor. Güzel cümleler kurup, ‘bardağı dolduralım’ diyor. Bunu da kendi menfaatleri için değil, sektörün geleceği için istiyor.
Onca insanın emek harcadığı Sigorta İzmir’i “Boştu” falan diyerek karalamak, en azından onca insanın emeğine saygısızlıktır.
Emeği geçenleri isim isim önceki makalemizde vurguladık. Tekrara gerek yok. Hepsinin emeğine sağlık.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar’ın da dediği gibi, “Yapılmış, yapılmamıştan iyidir.”