Küresel iklim değişikliğinin etkileri dünya genelinde ve Türkiye’de her geçen gün çok daha görünür ve hissedilir bir boyuta ulaşıyor. Şiddeti ve gerçekleşme sıklığı giderek artan aşırı hava olayları ile doğal afetler, yalnızca çevresel bir tehdit oluşturmakla kalmayıp ekonomik, ticari ve toplumsal yaşam üzerinde de telafisi son derece güç tahribatlar bırakıyor. Gelinen noktada, iklim krizi kaynaklı risklerin yalnızca meydana geldikten sonra yönetilmesi ya da oluşan finansal hasarların tazmin edilmesi tek başına yeterli olmuyor. Risklerin henüz gerçekleşmeden önceden finanse edilmesi, önleyici tedbirlerle en alt seviyeye indirilmesi ve risk yükünün toplumun daha geniş kesimleri tarafından adil bir şekilde paylaşılması kritik bir zorunluluk haline geliyor.
İSTANBUL İKLİM FİNANSMANI ZİRVESİ 2026 VE ÖZEL OTURUM
İklim krizinin neden olduğu bu karmaşık ve çok boyutlu risklere dikkat çekmek, finansal dayanıklılığı artırmak ve sektörler arası farkındalık oluşturmak amacıyla yoğun çalışmalar yürüten Türkiye Sigorta Birliği (TSB), sektör açısından büyük önem taşıyan bir organizasyona imza attı. İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi 2026 kapsamında TSB tarafından “Uyum Finansmanı Perspektifinden: İklim Riskleri ve Yeni Stratejiler” başlıklı özel bir oturum düzenlendi.
Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı’nın moderatörlüğünü üstlendiği panelde; sigorta sektörünün iklim finansmanındaki stratejik rolü, risk analizi metodolojilerindeki dönüşüm ve işletmelerin afetlere karşı teknik ve operational hazırlık düzeyleri detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.
İŞLETMELERİN İKLİM VE AFET RİSKLERİNE HAZIRLIĞI
Oturumun ana konuşmacıları arasında yer alan Allianz Türkiye, Allianz Teknik, Çevre ve İklim Değişikliği Hizmetleri ile Risk Mühendisliği Bölümlerinin Direktörü Dr. Ceyhun Eren, TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı’nın "Türkiye’deki işletmelerin iklim ve afet risklerine hazırlığında en sık karşılaştığınız teknik ve operasyonel eksiklikler nelerdir?" şeklindeki sorusunu yanıtlayarak sektörün ve işletmelerin mevcut durumunu değerlendirdi.
Sigorta sektörünün, iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarıyla en fazla ve en doğrudan karşılaşan alanların başında geldiğini belirten Dr. Ceyhun Eren, konunun boyutlarını şu sözlerle aktardı:
"Sigorta sektörünün, iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle en fazla karşılaşan sektörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle ekonomik kayıplar açısından bunu açıkça görüyoruz. Ancak konuya yalnızca ekonomik kayıp olarak bakmamak gerekiyor. İnsanlar hayatlarını, yakınlarını, işlerini ve evlerini kaybediyor. Sonuçta gelecekleri de tehlikeye giriyor."
Sigorta sektörünün en güçlü olduğu alanların başında risk yönetiminin geldiğini vurgulayan Eren, risk meydana geldikten sonraki müdahaleden önce, proaktif ve önleyici çalışmalara odaklanılması gerektiğinin altını çizdi.
RİSK FARKINDALIĞINDA TARİHSEL DÖNÜŞÜM VE ALLİANZTEKNİK
Risk mühendisliğinin son derece özel ve uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu ifade eden Dr. Eren, bir deprem mühendisi olarak 2003 yılında bu alanda çalışmaya başladığını ve yıllar içerisinde çok farklı tesisleri ile faaliyet kollarını inceleme imkânı bulduğunu belirtti. Sektördeki risk bilincinin zaman içerisindeki değişimine dikkat çeken Eren, geçmişteki deneyimlerini şöyle paylaştı:
"İlk çalışmaya başladığım yıllarda müşterilerimize portatif yangın söndürücü bulundurmalarını önerdiğimizde, ‘Yangın söndürücü alacaksam neden sigorta yaptırıyorum?’ yanıtıyla karşılaşabiliyorduk. O dönemde sigorta, önlemle eş değer görülüyordu."
Bu deneyimlerin risk farkındalığını artırmanın ne kadar hayati olduğunu açıkça gösterdiğini belirtilen Eren, 2019 yılında deprem ve yangın başta olmak üzere büyük risklerin yönetilebilmesi amacıyla AllianzTeknik Test ve Eğitim Merkezi’ni kurduklarını ifade etti. Bu merkezde uygulamalı eğitimler ve test hizmetleri verdiklerini söyleyen Eren, öncelikli amaçlarının toplumda ve iş dünyasında risk farkındalığını artırmak olduğunu dile getirdi.
"HAREKETE GEÇMEK İÇİN COP61’İ BEKLEYEMEYİZ"
İklim krizine karşı mücadelede ve risk yönetiminde "strateji" kavramının ötesine geçip derhal somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Dr. Ceyhun Eren, zaman vurgusu yaparak açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Nilşen Hanım ‘strateji’ dedi. Ben de ‘harekete geçmek’ diyorum. Artık harekete geçmenin zamanı geldi, hatta geçiyor. COP31’i konuşuyorsak bu çalışmaların yaklaşık 30 yıl önce başladığını da unutmamalıyız. Harekete geçmek için COP61’i bekleyemeyiz. Riskleri azaltacak tedbirleri bugünden uygulamamız gerekiyor."
YENİ NESİL RİSK DEĞERLENDİRME VE ADİL FİYATLANDIRMA
Gelişen teknoloji, veri analitiği ve iklim modelleri sayesinde risk ölçüm yöntemlerinin baştan aşağı değiştiği ifade edildi. Sigorta şirketlerinin öncelikle riske uygun fiyatlandırma yapması gerektiğini söyleyen Dr. Eren, bunun için riskin doğru ölçülmesinin şart olduğunu belirtti.
Geçmişte bir tesisin sel riskini değerlendirirken yalnızca yakınında dere veya başka bir su kaynağı bulunup bulunmadığına bakıldığını hatırlatan Eren; bugün ise yükseklik farkının, yağış rejiminin, gelecek yıllara ilişkin iklim projeksiyonlarının, binanın yapısal özelliklerinin, yapısal olan ve olmayan önlemlerin ile faaliyet kolunun bütüncül olarak değerlendirildiğini aktardı. Önümüzdeki 50 veya 100 yılda nasıl bir yağış rejimiyle karşılaşılacağına ilişkin projeksiyonlar üzerinde çalışıldığını belirten Eren, bu tür verilerin riske göre daha adil ve gerçekçi bir fiyatlandırma yapılmasını sağladığını vurguladı.
1 BİRİMLİK ÖNLEYİCİ YATIRIM 4 BİRİMLİK HASARI ENGELLEYEBİLİR
Önleyici yatırımların finansal getirisini ve risk azaltmanın ekonomik değerini rakamlarla ortaya koyan Dr. Ceyhun Eren, her zaman çözümün sigorta primini artırmak veya azaltmak olmadığını, asıl hedefin önleyici tedbirlerin alınmasını sağlamak olduğunu kaydetti:
"Afet öncesinde risk azaltmak amacıyla yapılan 1 birimlik yatırımın yaklaşık 2 birimlik kaybı önleyebileceğinden söz edildi. Sel riskine yönelik yaptığımız bazı çalışmalarda bu oran 1’e 4’e kadar çıkabiliyor. Başka bir ifadeyle 1 milyon liralık yatırım, 4 milyon liralık hasarın önüne geçebiliyor."
RİSK YÖNETİMİNE PROJE VE YER SEÇİMİ AŞAMASINDA BAŞLANMALI
Risk yönetimine ne zaman başlanması gerektiğinin kritik bir konu olduğunu vurgulayan Dr. Ceyhun Eren, işletmelerin en sık yaptığı stratejik hataya dikkat çekti. Çoğu zaman yer seçiminin yapıldığını, binanın inşa edildiğini ve faaliyet başladıktan sonra sigorta ihtiyacı ortaya çıktığında risk mühendisinin tesise davet edildiğini belirten Eren, bu aşamada bazı riskleri önlemek için artık çok geç kalınmış olabildiğini ifade etti.
Risk yönetimine henüz proje aşamasında, hatta yer seçiminden önce başlanması gerektiğinin altını çizen Eren; küçük görünen bir sel veya fırtına riskinin, aylarca sürebilecek iş kesintilerine ve çok büyük yatırım kayıplarına yol açabileceğini belirterek doğru önlemi doğru zamanda uygulamanın kritik önem taşıdığını vurguladı.
İklim krizine karşı önleyici risk yönetimi şart
TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı moderatörlüğündeki panele katılan Allianz Türkiye Direktörü Dr. Ceyhun Eren, iklim riskleri ve önleyici tedbirleri vurguladı.
Bunlar da ilginizi çekebilir