TSB Başkanı Ahmet Yaşar, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.
Sigorta sektörünün 2025 yılını yaklaşık 3.9 trilyon liralık aktif büyüklük ve 1.2 trilyon liralık üretim hacmiyle kapattığını dile getiren Yaşar, sektörün aynı dönemde 435 milyar liralık öz sermaye büyüklüğüne ulaştığını aktardı.
Yaşar, bu yılın ilk çeyreğinde sektörün aktif büyüklüğünün 4.2 trilyon liraya çıktığını belirterek, "İlk çeyrek sonuçları itibarıyla 459 milyar lira civarında öz sermaye büyüklüğüne eriştik. Bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırdığımızda yüzde 59’luk aktif büyüme, yüzde 63’lük de öz sermaye büyüklüğüne eriştik. Buna paralel prim üretiminde de 396 milyar liralık ilk üç ay neticesinde üretim rakamına ulaştık" diye konuştu.
Prim üretiminin 339 milyar liralık kısmının hayat dışı sigortalardan, 56.5 milyar liralık kısmının ise hayat ve emeklilik sigortalarından gerçekleştiğini dile getiren Yaşar, hayat tarafında yüzde 50’lik büyüme olduğunu ve bunun birkaç yıldır devam ettiğini kaydetti.
Yaşar, hayat dışında büyümenin yüzde 27 olduğuna işaret ederek, "Toplamda yüzde 30 civarında büyümemiz var. Hayat sigortalarında reel büyüme gerçekleşmiş durumda, hayat dışında maalesef enflasyonun biraz gerisinde kaldık" ifadelerini kullandı.
"(PRİM ÜRETİMİNDE) 2030 YILI HEDEFİMİZ 50 MİLYAR DOLAR"
Bu yıl için sektörün prim üretimi hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yaşar, şunları kaydetti:
"İlk öngörülerimizde 1,6 trilyon lira civarında bir rakamla 2026’yı kapatma hedefimiz vardı. Bunun muhtemelen enflasyondaki ayarlamalarla birlikte 1 trilyon 750 milyar lira civarında kapatabileceğimizi öngörüyoruz. Aslında yıllardır 10-12 milyar dolarlık üretim hacmiyle biz Türk sigorta sektöründe ilerliyorduk. Döviz kurundaki gelişmelerin etkisiyle 32 milyar dolar civarında üretim hacmine ulaştık ki bu bizim için çok önemli. Çünkü dolar bazında büyüyerek biz sıralamadaki yerimizi dünya ölçeğinde artırmaya çalışıyoruz. Türkiye dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi. Biz henüz sigortacılıkta ülkemizin ve ekonomimizin bulunduğu yerde değiliz. Bu tabii Türk sigorta sektörü olarak bize bir görev veriyor. En azından bizim ülkemizin ekonomisinin bulunduğu yere Türk sigorta sektörü olarak gelmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bununla ilgili 2030 yılı için 50 milyar dolarlık hedefimiz var. Bu hedefe ulaşmak için de tüm Türkiye Sigorta Birliği üyeleri ve Türk sigorta sektörünün paydaşlarıyla canla başla çalışıyoruz."
Yaşar, prim üretiminde sektörün beklenenin biraz gerisinde olduğunu, sektörün geçen yılı mali gelirlerle birlikte fena olmayan bir karla kapattığını gördüklerini dile getirerek, bu yıl ise sektörün söz konusu oranları artırmak için daha uygun koşullarda primler sunmaya çalıştığını ifade etti.
“KORUMA AÇIKLARINI SİGORTA YÖNTEMİYLE BERTARAF ETMEMİZ LAZIM”
TSB Başkanı Yaşar, Türkiye’de koruma açığı bulunduğuna dikkati çekerek, "Koruma açıklarının kapatılması ancak sigorta ile sağlanabilir. Özellikle bir yandan ülkemiz deprem ülkesi. Geçtiğimiz günlerde Malatya’da yaşadığımız deprem var. Hemen öncesinde yaşadığımız seller, toprak kaymaları artık doğal afetlerin de çeşitlendiğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Yaşar, Kahramanmaraş merkezli depremlerin mali yüküne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, devletin sosyal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve ortaya çıkan 106 milyar dolarlık ekonomik hasarın sadece 5-6 milyar dolarının sigorta sistemiyle karşılanabildiğini belirtti.
Söz konusu depremlerde sigorta şirketlerinin kapasitesinin yeterli olduğunu ve reasürans yöntemiyle daha büyük kapasitelere erişilebildiğini aktaran Yaşar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sigortalılık oranı düşük olduğu zaman ancak sigorta sayısı kadar bunu yapabiliyoruz. Aslında bu 106 milyar doların çok daha yüksek kısmını biz dünya sigorta piyasalarına transfer edebilirdik ve nasıl ki 1-2 ayda biz bu sigortalı hasarlarımızı karşıladık deprem bölgelerimizde, bunu çok daha hızlı bir şekilde devletimize yük olmadan, devletimizin ek bütçeler yapmasını sağlamadan, buna imkân vermeden bu bütçeleri biz kendimiz oluşturabilirdik ve bu zararları ödeyebilirdik. Aynı yıl dünyada meydana gelen doğal afetlerin yüzde 40'ı sigortalı hasar olarak karşılandı. Sadece bizim depremlerde yüzde 6'lık bir sigortalılık oranı vardı. Türkiye'yi rakamlara dahil ettiğiniz zaman dünya ortalaması yüzde 30'a düşüyor. Dolayısıyla biz dünyanın sigortalılık oranlarını da aşağıya çekiyoruz. Halbuki bunlar bizim koruma açıklarımız. Kaynaklarımızı kalkınmamıza kullanabilmemiz için koruma açıklarını sigorta yöntemiyle bertaraf etmemiz lazım."
"REASÜRANSA ERİŞİMDE SİGORTA ŞİRKETLERİMİZ SIKINTI YAŞAMIYOR"
Yaşar, Türkiye’nin reasürans kapasitesinin dönem dönem değiştiğini dile getirerek, Kahramanmaraş depremlerinden sonra Türkiye piyasasına yönelik reasürans koşullarının ağırlaştığını, söz konusu dönemde fiyatlarda yükselme ve daralma yaşandığını aktardı.
Söz konusu koşulların hızlı şekilde hafiflediğini ifade eden Yaşar, "Şu an rekabetin yoğun olduğu, özellikle dünya ekonomik piyasalarında parasal arzla birlikte reasürans piyasalarında kapasitelerin daha çok genişlediği bir dönemdeyiz. Türkiye için şu anda reasürans kapasiteleri açısından en ufak bir problem olmadığını, reasüransa erişimde sigorta şirketlerimizin sıkıntı yaşamadığını görüyoruz" açıklamasında bulundu.
Yaşar, reasüransa erişimde Türkiye’de reasürans alanında faaliyet gösteren şirketlerin katkılarının önemli olduğunu ve bu açıdan problem bulunmadığını vurguladı.
Sigortalılık oranına ilişkin değerlendirmede bulunan Yaşar, "Sigortalılık oranını ne kadar artırabilirsek korunma kapasitelerimizi temin edip, korunma açıklarımızı da o derecede kapatabiliriz" dedi.





