Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji yatırımlarının değil, rekabet avantajının da belirleyici unsurlarından biri. Sigortacılıkta farkı yaratan ise yapay zekaya sahip olmak değil; onu güvenli biçimde ölçekleyebilmek, karar kalitesini artırmak ve müşteriye somut değer olarak yansıtabilmek. Allianz Türkiye, 2018’den bu yana geliştirdiği veri ve analitik altyapısı üzerine kurduğu yapay zekâ dönüşümünü bu anlayışla yürütüyor.

Şirket, son beş yılda yapay zekâ ve veri alanında 15 milyon euroyu aşan yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımların odağında dört stratejik hedef bulunuyor: müşteriyi daha iyi anlamak ve daha kişisel hizmet sunmak; riskleri ve suistimali daha doğru öngörmek; operasyonel kararları hızlandırmak; çalışanların teknolojiyle birlikte daha yüksek katma değer üretmesini sağlamak.

YATIRIMDAN ÖLÇÜLEBİLİR İŞ DEĞERİNE

Allianz Türkiye’nin yaklaşımında yapay zekanın başarısı kullanılan model sayısıyla değil, yarattığı sonuçla ölçülüyor. Bugün yapay zekâ destekli uygulamalar hasardan fiyatlamaya, ticari tekliflerden sağlık provizyonlarına, doküman işlemeden müşteri terk öngörülerine kadar geniş bir alanda kullanılıyor.

• Hasar karar süreleri 5 kat kısaldı.

• Ticari teklif hazırlama süresi 4 saatten 15 dakikaya indi.

• Doküman işleme süreçlerinde yüzde 99 doğruluk seviyesine ulaşıldı.

• Yapay zekâ destekli dolandırıcılık tespit modellerinde başarı oranı yüzde 30 arttı.

• Yapay zekâ uygulamaları bugüne kadar 20 milyon euronun üzerinde değer yarattı.

MÜŞTERİYİ YALNIZCA İŞLEM ANINDA DEĞİL, İHTİYAÇ ORTAYA ÇIKMADAN ÖNCE ANLAMAK

Allianz Türkiye, büyük dil modelleri ve üretken yapay zekayı yalnızca otomasyon için değil, müşteri davranışlarını ve deneyim alanlarını daha iyi anlamak için kullanıyor. Çağrı merkezi verileri üzerinde yapılan gelişmiş analizler; tekrar eden ihtiyaçların, sorun alanlarının ve beklentilerin daha erken görünür hale gelmesini sağlıyor. Böylece yapay zekâ yalnızca mevcut süreçleri hızlandıran bir araç olmaktan çıkıyor; ürün, hizmet ve müşteri deneyiminin yeniden tasarlanmasına girdi sağlıyor.

Sağlık sigortalarında kullanılan Smart STP sistemi provizyon süreçlerini saniyeler içinde sonuçlandırırken, yapay zekâ destekli suistimal tespit modelleri hem müşterilerin hem de sigorta havuzunun korunmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın temel hedefi daha hızlı işlem kadar daha tutarlı karar, daha doğru risk değerlendirmesi ve daha güvenilir müşteri deneyimi yaratmak.

YENİ VERİMLİLİK SINIRI: AI-ASSİSTED VE AGENTİC AI

Dönüşümün ikinci ekseni yazılım geliştirme. Allianz Türkiye’de 300’ün üzerinde yazılımcı günlük iş akışlarında AI-assisted yazılım geliştirme yaklaşımını kullanıyor. Ön yüz, mobil ve backend geliştirmeden test ve kalite güvence süreçlerine kadar 15’in üzerinde coding agent aktif durumda.

Şirket, yazılım geliştirme yaşam döngüsündeki her iki aktiviteden birinin GenAI destekli yürütülmesini ve bu alanda yüzde 50 verimlilik artışı sağlanmasını hedefliyor. Bir sonraki aşamada Agentic AI tabanlı çalışma modelleriyle, belirli görevleri planlayabilen ve yürütebilen yapay zekâ ajanlarının insan uzmanlığı ve gözetimiyle birlikte çalıştığı yeni bir mühendislik modeline geçiş amaçlanıyor.

TEKNOLOJİ KADAR ÖNEMLİ OLAN KONU: ORGANİZASYONUN DÖNÜŞÜMÜ

Allianz Türkiye, yapay zekâ dönüşümünü yalnızca teknoloji ekiplerinin sorumluluğu olarak görmüyor. “AI for All” programı ile çalışanların yapay zekayı etkin, doğru ve sorumlu biçimde kullanabilmesi ve veri odaklı karar alma kültürünün kurum geneline yayılması hedefleniyor.

GÜVEN, YÖNETİŞİM VE İNSAN GÖZETİMİ DÖNÜŞÜMÜN PARÇASI

Sigortacılıkta yapay zekanın ölçeklenmesi; hız ve verimlilik kadar veri güvenliği, açıklanabilirlik, etik kullanım ve insan gözetimini de kritik hale getiriyor. Allianz Türkiye bu nedenle yapay zekâyı insan kararının yerine geçen değil, insan kararını güçlendiren bir yetkinlik olarak konumlandırıyor. Şirketin yaklaşımında teknolojik ölçeklenme ile sorumlu kullanım aynı dönüşüm programının iki ayrılmaz bileşeni olarak ele alınıyor.

TEKNOLOJİYİ MÜŞTERİ DEĞERİNE DÖNÜŞTÜREBİLME YARIŞI

Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, “Bugün yapay zekâ artık bir teknoloji başlığı değil, rekabetin oynandığı yeni zemin. Ancak gerçek fark, teknolojiye sahip olmakla değil; onu ölçekleyerek müşteriye ve işe somut değer üretebilmekle ortaya çıkıyor. Biz yapay zekâyı yalnızca daha hızlı işlem yapmak için değil; riskleri daha doğru öngörmek, müşterilerimizi daha iyi anlamak, çalışanlarımızın kararlarını güçlendirmek ve sigortacılığı daha erişilebilir ve kişisel hale getirmek için kullanıyoruz. Önümüzdeki dönemde üretken yapay zekâ ve Agentic AI bu dönüşümü daha da hızlandıracak. Bunu yaparken şeffaflık, etik yaklaşım, veri güvenliği ve insan gözetiminden taviz vermeyeceğiz. Çünkü bizim için yapay zekanın başarısı, teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, sonunda müşteriye ve insana ne kadar değer kattığıyla ölçülüyor” dedi.

BİR SONRAKİ AŞAMA: YAPAY ZEKÂYI ÖLÇEKLEMEK

Allianz Türkiye’nin önümüzdeki dönem odağı, başarılı kullanım örneklerini tekil uygulamalardan kurum çapında ölçeklenebilir yetkinliklere dönüştürmek. Üretken yapay zekâ ve Agentic AI’ın yazılım geliştirme, müşteri etkileşimi, operasyonel karar alma ve risk yönetiminde daha yaygın kullanımı hedeflenirken; yaratılan finansal değer, müşteri deneyimi, karar kalitesi ve çalışan verimliliği birlikte izlenecek.