1999 Marmara Depremi’nin ardından Türkiye’de depremin yol açtığı maddi kayıplara karşı finansal güvence oluşturulması amacıyla kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 27 Eylül 2000’de faaliyetlerine başladı.
Deprem riskine karşı finansal hazırlığın önemli unsurlarından biri olan DASK, 26 yıllık süreçte mevzuatını değişen ihtiyaçlara göre güncellerken finansal ve operasyonel kapasitesini de geliştirdi.
Kurum, Zorunlu Deprem Sigortası etrafında paydaşlarıyla birlikte genişleyen bir sigorta ekosistemi oluştururken bugün 11 milyon 710 bin 514 konuta deprem riskine karşı finansal güvence sağlıyor.
26 YILDA 42 MİLYAR TL’Yİ AŞAN HASAR ÖDEMESİ
DASK, kuruluşundan bugüne hasar ödemesine konu olan 1.403 depremde 891 bin 774 hasar ihbarı aldı. Bu ihbarlar kapsamında 701 bin 696 dosya için ödeme gerçekleştirildi.
Kurumun 26 yılda gerçekleştirdiği toplam hasar ödemesi 42 milyar TL’yi aştı.
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, farklı tarihlerde yapılan ödemelerin ödeme tarihlerindeki döviz kurları üzerinden hesaplanan toplam karşılığının yaklaşık 2 milyar dolar olduğunu belirtti.
DASK’IN FİNANSAL KAPASİTESİ GÜÇLENDİ
DASK, sigortalılığın yaygınlaşmasına paralel olarak hasar ödeme kapasitesini destekleyen finansal yapısını da geliştirdi.
Poliçelerden elde edilen fonların büyüklüğü bugün 30 milyar TL’ye ulaşırken, kurumun toplam portföyü güçlü bir reasürans korumasıyla destekleniyor.
DASK’ın fonları ve reasürans koruması, gerektiğinde devreye giren devlet desteğiyle birlikte, bir yıl içinde meydana gelebilecek iki büyük ölçekli depremin hasarlarını ayrı ayrı karşılayabilecek finansal kapasite sağlıyor.
SİSTEM ALTYAPISI VE KURUMLAR ARASI ENTEGRASYON GÜÇLENDİRİLDİ
DASK, 26 yıllık süreçte poliçe üretiminden hasar yönetimine, dijital hizmetlerden kurumlar arası veri paylaşımına kadar farklı alanlarda altyapısını geliştirdi.
Son dönemde ortak veri modeline geçilerek sistem altyapısı yenilenirken, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile deprem sonrası hasar tespit süreçlerinin standardizasyonuna yönelik metodoloji geliştirildi.
Ulusal Adres Veri Tabanı (UAVT) ve Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) ile DASK altyapısı arasındaki entegrasyon güçlendirildi.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirilen web servis entegrasyonları sayesinde yeni konut alan kişilere yönelik taşınmaz satış işlemleri ile e-Devlet üzerinden gerçekleştirilen elektrik ve su aboneliklerinde zorunlu sigortalılık kontrolleri otomatik hale getirildi.
E-Devlet entegrasyonlarıyla vatandaşların DASK hizmetlerine dijital erişimi de kolaylaştırıldı.
YENİ DÖNEMDE ODAK VERİ VE TEKNOLOJİ
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, kurumun 26 yılda sağladığı finansal güvenceye ilişkin değerlendirmesinde, 42 milyar TL’yi aşan hasar ödemesinin DASK’ın sigortalılarına sağladığı finansal güvencenin önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
Demirkan, bugün 11,7 milyon konutun Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olduğunu belirterek mevcut poliçelerin yenilenmesinin ve sigortalılığın daha geniş bir tabana yayılmasının önemine dikkat çekti.
HASAR DEĞERLENDİRMELERİNDE YAPAY ZEKÂ KULLANILACAK
DASK’ın önümüzdeki dönemde kurumlar arası veri paylaşımını güçlendirmeyi ve teknolojinin sunduğu imkanlardan daha fazla yararlanmayı hedeflediğini belirten Demirkan, hasar değerlendirme süreçlerinde yapay zekânın kullanılması ve poliçe üretiminde tapu verilerinden daha etkin yararlanılması üzerinde çalışıldığını söyledi.
E-Devlet üzerinden DASK poliçelerinin görüntülenmesi sağlanırken, poliçe yenilemelerinin hatırlatılması ve takibinin de kısa zamanda e-Devlet altyapısı üzerinden yapılması hedefleniyor.
DASK ayrıca TCKN bazlı tapu sorgulamasıyla sigorta yaptırmak isteyen kişinin ilgili konutun tapu sahibi olup olmadığının otomatik olarak doğrulanmasını hedefliyor.
HEDEF YÜZDE 100 SİGORTALILIK
Demirkan, teknolojinin vatandaşların sigortaya erişimini kolaylaştıran, sigortalılığın sürekliliğini destekleyen ve deprem sonrasında süreçleri hızlandıran önemli bir araç olduğunu belirtti.
DASK’ın temel hedefinin ise değişmediğini vurgulayan Demirkan, Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası kapsamındaki her konutun depremin finansal sonuçlarına karşı güvence altında olduğu bir yapıya ulaşmayı, yani yüzde 100 sigortalılık seviyesini hedeflediklerini ifade etti.





