Röportaj: Sevil GÜMRÜKCÜ / SİGORTAMNEWS

Yangın sigortaları eğitimini bitirme sevinci Yangın sigortaları eğitimini bitirme sevinci

Ülke olarak maddi manevi büyük kayıplarımızın olduğu 6 Şubat depremlerinin ardından, insanlarımızın kendilerini güvenceye alma noktasında sigorta arayışlarının arttığı gözlemleniyor. Bir anlamda sigorta yaptırma iştahının artması, bazı suistimalleri ve dolandırıcılığı da beraberinde getiriyor. Son günlerde özellikle değer kaybında yoğun şikayetler gelmeye başladı. Sigortalılar, hem kişisel bilgilerinin başkalarının elinde geçmesinden hem de değer kaybında dolandırıldıklarından şikayet ediyor.

SİGORTAMNEWS olarak özelde değer kaybı, genelde ise sigortacılıkla ilgili Tüm Sigorta Emeklilik ve Değer Kaybı Derneği (TÜSİED) Genel Başkanı Tülay Yağdırma ile bir röportaj gerçekleştirdik.

 Sigorta sektöründe hayat ve emeklilik tarafında yaklaşık 16 yıllık bir çalışmasının bulunduğunu belirterek sorularımızı yanıtlamaya başlayan Yağdırma, “2016 yılından bu yana kendi acentem olan Liderler Sigorta’yı kurdum. Liderler Sigorta olarak tüm branşlarda hizmet veriyoruz. Aynı zamanda da Türkiye’de Tüm Sigorta Emeklilik ve Değer Kaybı Derneği’ni (TÜSİED) 2019 Ocak ayı itibari ile faaliyete geçirdik” diyor.

Yağdırma, TÜSİED’i kurma amaçlarını, sigortalıları değer kaybı hakkında bilgilendirme ve hem sigortalıların hem de sigorta sektörünün, değer kaybı dolandırıcılığı yapan kötü kişilerden zarar görmelerini önlemek olarak özetliyor.

ÇOK CİDDİ ŞİKAYETLER ALIYORUZ

Değer kaybında çok ciddi suistimallerle karşılaştıklarını vurgulayan Yağdırma, “Özellikle sigortalının kişisel verileri ihlal ediliyor. Bir kaza sonrası kimliği belirsiz kişiler tarafından aranıp mesela 10 bin TL daha fazla alacağı olduğu söylenip, süresiz vekaletname isteniyor. Vekalet verilmesi durumunda bir hafta gibi kısa bir sürede bu paranın hesabına geçeceği söyleniyor. Aslında böyle bir süreç yok. Değer kaybı konusunda çok ciddi şikayetler alıyoruz. Verilen süresiz vekaletlerin daha sonraki kazalarda da sigortalıdan habersiz kullanıldığı ve tahsilat yapıldığına rastlıyoruz. Fakat sigortalı poliçesini belki dijitalden belki de ehil olmayan kişilerden aldığı için bu noktayı atlıyor” dedi.

NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Değer kaybında zarara uğramamak için neler yapılması gerektiğini de anlatan Yağdırma şunları söyledi: “Sigortalının öncelikle tanıdığı ve güvendiği bir sigorta acentesi olsun. Değer kaybı ile ilgili gelen telefonlara itibar etmesin. Çünkü kişisel verilerin korunması kanunu gereği sigortalının bilgilerine ulaşılmaması gerekiyor. Yani sigortalının kazasıyla ilgili bir belgenin başkalarının eline geçmemesi gerekiyor. Ve en önemli nokta süresiz vekaletname verilmemeli Değer kaybı zaten sigortalının poliçeden gelen bir hakkı. Ancak vatandaşlarımız bunu çok bilmiyor. İşte bu yüzden sigorta, sigortacıdan alınmalı diyoruz. Sigortalılarımız Sigorta Bilgi Merkezi (SBM) üzerinden değer kaybı başvurularını kişisel olarak yapabiliyor.”

SİGORTACILIK BİREYDEN BAŞLAMALI

Sigortacılığın gidişatı hakkındaki görüşlerini de aldığımız Yağdırma, “Türkiye’de sigorta sektörü çok yol kat etti. Dünya geneline baktığımızda da sigortacılığın ülke ekonomilerinde kilit rol oynadığını görüyoruz. Sigorta bilinci konusunda sigortacılığın bireyden, yani insanın kendisinde başlaması gerektiğini düşünüyorum. 2000’li yıllarda bireysel emeklilik konusunda sahada pazarlama yaparken de çok bilgi yoktu ama hep söylentiler vardı. O söylediklerin hepsi uygulamaya konuldu. 2003 yılında Bireysel Emeklilik Sistemi kuruldu. Yurtdışına baktığımızda bireysel emeklilik poliçelerinin tüketiciler tarafından bilinçli olarak alındığını görüyoruz. Ülkemizde de ilk başlarda hayal olarak gördüğümüz bazı beklentiler gerçekleşti. Mesela 2013 yılında başlanılan devlet katkısı modeli, bireysel emekliliğin toplumumuz tarafından benimsemesini sağladı” dedi.

RİSK GERÇEKLEŞMEDEN ÖNCE

Yağdırma, “Sağlık tarafında da 2019’da bir pandemiyle karşılaştık. Pandemi ile sağlık sigortalarının önemini yakaladık ve bireyler artık sağlık sigortalarının zorunlu olması gerektiğini söylüyor. Sektörde her dönem bir risk gerçekleşiyor ve bu da sigorta ihtiyacını doğuruyor. Ama daha önce de bu sigortalar vardı. Gönül ister ki risk gerçekleşmeden önce sigorta bilincine varalım. Asrın felaketi olarak adlandırılan ve ülkece yaraları sarmaya çalıştığımız 6 Şubat depremleri ile DASK sigortasının önemi bir kez daha gündeme geldi. Yine bu depremlerle konut, iş yeri, trafik-kasko, hayat ve ticari sigortaların çok önem arz edeceğini düşünüyorum. Sigorta hep felaketler gerçekleştikten sonra gündeme geliyor. Esas olan riskler gerçekleşmeden önce sigorta bilincinin oluşmasıdır” diye konuştu. 

ACENTELERE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

“Türkiye’de risklerin değişiklik göstermesine paralel olarak sigorta ekosistemi de değişiklik gösteriyor” diyen Yağdırma şunları söyledi: “Güçlü finansal yapıya sahip sigorta şirketleri teminat verdikleri riskleri ödeyebileceği için sigorta bilinci toplumda daha pekişecektir. Yine aynı şekilde kamu tarafından yayınlanacak kamu spotları sigortacılığı genç nesillere aktaracaktır. Sigorta bilincinin oluşmasında acentelere de çok önemli görevler düşüyor. Sigorta poliçesi satılırken, içeriğinin ve teminatların çok dolu olması gerekiyor. Çünkü mağduriyetler daha çok teminat konusunda yaşanıyor. Sigorta acenteleri müşterilerine sunduğu hizmetlerde çok hassas bir çalışma içerisinde olmalı.” 

UCUZ SİGORTA MANTIĞI DOĞRU DEĞİL

Poliçeyi ucuza getirmenin yanlış olduğuna dikkat çeken Yağdırma, “Tüketicinin ucuz sigorta yaptırma mantığından çıkması gerekiyor. Sektör paydaşlar olarak tüketicileri doğru sigorta satın alma konusunda bilinçlendirmeliyiz. Sigortalı poliçesini bilinçli şekilde almadığında, aşkın sigorta veya eksik sigorta dediğimiz durumlar ortaya çıkıyor. Eksik veya aşkın poliçeler nedeniyle tüketici mahkemelerinde yoğunlaşma oluyor. Sigortalı, kendisine eksik ödeme yapıldığı gerekçesiyle tüketici mahkemesine başvuruyor. Neticede yine zararı sigortalı görüyor. Sigortam olsun ama ucuz olsun mantığından çıkmamız gerekiyor” dedi. 

SİGORTA SEKTÖRÜ SINAVI GEÇTİ

Sigorta sektörünün deprem sonrası faaliyetlerini de değerlendiren Yağdırma, “Sigorta sektörü şirketinden acentesine brokırından tedarikçisine kadar depremde üzerine düşeni yapmıştır. Sektör olarak bu zor süreçte başarılı bir sınav verdiğimizi düşünüyorum. Doğal afetler sigorta kurumu DASK, depremin ilk gününden itibaren hızlı bir aksiyon aldı, hızlı ödeme konusunda bazı prosedürleri ortadan kaldırdı. DASK ilk 24 saatte hemen hasar tespit yapıp, tazminat ödemeye başladı. Uygulamada bir ilk olarak avans ödeme sistemi geçen DASK, şimdi de hafif hasarlı konutlar için ödeme süresini 72 saate düşürdü” diye konuştu. 

BANKADAN SİGORTA ALMAK DOĞRU MU?

Yağdırma, “Vatandaşlarımız DASK poliçesi ile konut poliçesini karıştırıyor. DASK nedir, neyi karşılar? Konut sigortası nedir, neyi karşılar? İşte tüm bu bilgilendirmelerin sigortacı tarafından sigortalıya yapılması gerekiyor. Bankaların düzenlediği DASK poliçelerinde bazı sorunların yaşandığını gördük. Gerçek rakamlar poliçe yazılmadığı için sigortalılar mağduriyet yaşadı. Sadece DASK poliçeleri için değil, tüm sigorta poliçelerinin uzman sigortacılar tarafından düzenlenmesi gerekiyor. Türkiye genelinde yüzde 50’ye varan bir DASK oranı söz konusu. Ancak elektrik veya su bağlatmak için düşük metrekare üzerinden DASK poliçesi düzenleniyor. Sonuçta, gerçek bilgileri dayanmayan poliçeler sorun teşkil ediyor. Bilinçlendirme konusunda sigorta şirketlerine büyük görevler düştüğünü düşünüyorum” dedi.

GENÇLERE YÖNELİK SİGORTA

Sigortacıların gençlere yönelik birtakım yenilikler getirmesi gerektiğini de vurgulayan Yağdırma, röportajımızı şöyle tamamladı: “Yeni nesil, dijital sigortacılığı tercih ediyor. Yani gençlerimiz sigorta ihtiyaçlarını dijital üzerinden gideriyor. Acentelerimizin dijitalleşme konusunda yeterli olmadığı taraflar var. Ancak her sigorta ürünün dijital kanallar üzerinden satılmasını da doğru bulmuyorum. Çünkü düzenlenen poliçede sigortalının birebir bilgilendirilmesi gerekiyor. Mesela dijital üzerinden tamamlayıcı sağlık ürününü satılıyor. Fakat tamamlayıcı sağlık poliçesinin kapsamadığı hizmetlerin sigortalıya dijital üzerinden telefonla veya görsellerle anlatılması zor. Poliçe yüz yüze düzenlenmeli. Her poliçenin dijital de satılması için daha çok zamana ihtiyaç var. Trafik veya DASK satılabilir ama bir sağlık bir iş yeri sigortası dijitalden satılmamalı. Her poliçeyi dijitalden sattığınız zaman müşteri sorun yaşayabiliyor. Sonuçta da ‘sigorta zaten hiçbir şey ödemiyor’ noktasına geliniyor. Bu nedenle diyoruz ki sigorta, acenteden alınmalı. O risk gerçekleştiğinde, sorunların yaşanmaması için sigortalının poliçe aşamasında tam olarak bilgilendirilmesi gerekiyor.” 

Editör: Yaren Akkuş