Uluslararası danışmanlık şirketi EY’ın 23 ülkede 18 bin kişiyle gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma, yapay zekânın artık hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 84 gibi yüksek bir oranı son altı ay içerisinde yapay zekâ araçlarını kullandığını ifade ederken, kullanıcıların bu teknolojiyi sadece bir yardımcı değil, giderek daha fazla yetki verilen bir karar mekanizması olarak konumlandırmaya başladığı görülüyor.
GÜNLÜK RUTİNLER YETKİ DEVRİNİ HIZLANDIRIYOR
Yapay zekânın hızla benimsenmesi, artan bir güvenden ziyade düşük riskli alanlardaki kullanım alışkanlığına dayanıyor. Yol tarifi, seyahat planlama ve içerik önerileri gibi alanlarda sağlanan konfor, kullanıcıları daha kritik görevleri de yapay zekâya devretmeye yönlendiriyor. Araştırma verilerine göre katılımcıların bir kısmı bankacılık işlemlerini yönetmek, otonom araç kullanmak veya kendi adına alışveriş yapılmasını sağlamak gibi ileri seviye uygulamaları deneyimlemeye başladı bile. Henüz bu sistemleri denemeyenlerin önemli bir kısmı da ev güvenliği ve randevu planlaması gibi alanlarda yapay zekâya kapılarını açmaya hazır.
GÜVEN VE DENETİM BEKLENTİSİ HALA ÇOK YÜKSEK
Kullanım oranları katlanarak artarken, güvenlik ve hesap verebilirlik konularındaki soru işaretleri güncelliğini koruyor. Kullanıcıların yüzde 66'sı olası siber saldırılardan korkarken, %73’ü gerçek ile yapay zekâ üretimini birbirinden ayıramamaktan endişe duyuyor. Bu durum, toplumun teknolojiyi pratik nedenlerle kullandığını ancak sistemlerin kontrol altında tutulması gerektiğine inandığını kanıtlıyor. Özellikle her on kişiden yedisinin insan denetimini şart koşması, teknoloji geliştiricileri için önemli bir sinyal niteliği taşıyor.
ÖNCÜ PAZARLAR VE GELECEĞİN TASARIMI
Hindistan, Çin, Brezilya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin yer aldığı öncü pazarlar, yapay zekâ kullanımında yüzde 94’lük bir oranla dünyaya liderlik ediyor. Bu pazarların gösterdiği eğilimler, gelecekte tüm dünyanın nasıl bir dijital dönüşümden geçeceğine dair ipuçları veriyor. EY Türkiye yetkilileri, yapay zekâya tam güven oluşmadan yetki devrinin artmasına dikkat çekerek, kurumların şeffaflık ve sorumluluk ilkelerini merkeze alan bir mimari oluşturmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguluyor.
EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Yapay Zekâ Hizmetleri Lideri Reyzi Devrim Pamir konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“EY Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi araştırması önemli bir eşiğe işaret ediyor: yapay zekâya yönelik tam güven oluşmadan, kullanım ve yetki devri hızla artıyor. İnsanlar yapay zekâyı önce düşük riskli ve günlük işlerde benimsiyor; ancak bu aşinalık zamanla daha kritik karar alanlarına da taşınıyor. Kurumlar açısından asıl konu artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; hangi görevlerin, hangi sınırlar içinde, nasıl bir insan denetimi ve hesap verebilirlik çerçevesiyle yapay zekâya devredileceğini tasarlamak. Bu nedenle güven, sonradan eklenecek bir unsur değil; en baştan sistemin mimarisine yerleştirilmesi gereken temel bir prensip. İş dünyasının, şeffaflığı, denetlenebilirliği ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bir dönüşümü hızla hayata geçirmesi kritik önem taşıyor.”





