Sigorta Gündemi

Yapay zekâ sigortada sahte hasar riskini artırıyor

Av. Dr. Ahmet Karayazgan, yapay zekânın gerekçe göstermeden verdiği kararların ve ses taklit eden teknolojilerin hukuki boşluk yarattığını belirtti.

Altınbaş Üniversitesi ve Türkiye Sigorta Birliği ortaklığında gerçekleştirilen "Teknolojik Gelişmelerin Sigorta Hukukuna Yansımaları Sempozyumu", sektörün geleceğine ışık tutan önemli açıklamalara sahne oldu. Sempozyum kapsamında düzenlenen "Yapay Zekâ ve Sigorta Hukuku" başlıklı oturumda konuşan Av. Dr. Ahmet Karayazgan, teknolojinin sigorta süreçlerine entegrasyonuyla ortaya çıkan hukuki sorunları ve çözüm yollarını detaylı bir şekilde paylaştı.

DİJİTALLEŞMEDEN YAPAY ZEKAYA UZANAN DEĞİŞİM

Sigortacılıkta karar alma mekanizmalarının her geçen gün daha fazla veri, algoritma ve yapay zekâ sistemleri tarafından şekillendirildiğini belirterek konuşmasına başlayan Av. Dr. Ahmet Karayazgan, teknolojinin anlık değişim hızına hukukun aynı süratle cevap veremediğini ifade etti. Geçmişte e-poliçe ve e-imza gibi manuel işlemlerin teknolojiye aktarılmasıyla başlayan dijitalleşme serüveninin, ardından mobil uygulamalar ve gömülü sigorta gibi modellerle Insurtech kavramına evrildiğini hatırlatan Karayazgan, günümüzde ise yapay zekâ ile yepyeni bir aşamaya geçildiğini aktardı. Karayazgan, artık temel sorunun "Nasıl dijitalleşiriz?" sorusundan ziyade, "Veriden nasıl öğreniriz ve nasıl karar veririz?" noktasına geldiğini dile getirdi. Yapay zekanın sadece bir teknoloji kullanımı olmadığını, aynı zamanda sigortacılık riskinin üstlenildiği ürünün bizzat kendisi haline geldiğini sözlerine ekledi.

YAPAY ZEKÂNIN SEKTÖREL KATMANLARI VE HUKUKİ ETKİLERİ

Yapay zekanın sadece popüler büyük dil modellerinden ibaret olmadığını, üç farklı katmandan oluştuğunu açıklayan Karayazgan, en geniş kümenin verilerden öğrenen ve tahmin üreten sistemler olduğunu, bir alt katmanda içerik üreten üretken yapay zekanın yer aldığını, üçüncü katmanda ise bilinen büyük dil modellerinin bulunduğunu belirtti. Hukuk açısından asıl meselenin içerik üreten sistemlerden ziyade, zarar veren, sınıflandıran, öneride bulunan ve ekonomik sonuç doğuran tüm yapay zeka yapıları olduğunu vurgulayan Karayazgan, Türk sigorta piyasasında aktörler arasında teknolojik açıdan homojen bir seviyenin bulunmadığını aktardı. Kimi aracıların henüz dijitalleşmeyi tamamlayamamışken kimilerinin yapay zekaya adım attığını söyleyen Karayazgan, aracıların kendilerini teknolojik olarak yapılandırmaları gerektiğine dikkat çekti.

SİGORTA DEĞER ZİNCİRİNDE ORTAYA ÇIKAN RİSK ALANLARI

Yapay zekanın risk değerlendirmede gruplama yaparak ayrımcılık riski yaratabileceğini, sahtekarlık tespitinde yanlış pozitif sonuçlar doğurabileceğini ve hasar yönetiminde açıklanabilirlik eksikliği oluşturabileceğini ifade eden Karayazgan, hukukta bir sonuca varırken gerekçelerin doğru ortaya konulmasının önemine değindi. Müşteri hizmetlerinde kullanılan chatbotların "hallucination" yani yanıltıcı içerik üretimi riski taşıdığını belirten Karayazgan, hatalı bir tavsiye veya karar oluştuğunda sorumluluğun kime ait olacağının net olmadığını açıkladı. Karayazgan, kararı hangi parametrelerle oluşturduğunu açıklayamayan "kara kutu" sistemlerin ve kişilerin ses ile yüzlerini taklit eden "deepfake" teknolojilerinin sigorta sektörü açısından yeni nesil hasar suistimali risklerini beraberinde getirdiğini belirtti.

ULUSLARARASI YAKLAŞIMLAR VE TÜRKİYE'NİN DURUMU

Dünyadaki hukuki yaklaşımları da kıyaslayan Karayazgan, Amerika Birleşik Devletleri'nde regülasyondan ziyade inovasyon odaklı rehberlerin hazırlandığını, Avrupa Birliği'nde ise insan hakları ve risk temelli sert mevzuatların bulunduğunu aktardı. Çin'in devlet öncülüğünde veri kontrolü ekseninde müdahaleci bir yapı benimsediğini, Türkiye'nin ise Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'ni açıklamasına rağmen henüz bu sürecin başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Türkiye'de şu an yapay zekayı doğrudan düzenleyen özel bir kanun bulunmadığını, tam bir hukuki boşluk olmasa da mevcut anayasa ve ticaret kanunu gibi metinlerin yeni nesil sorumluluk belirsizliklerini çözmede yetersiz kalabileceğini dile getirdi.

SEKTÖREL DÖNÜŞÜM İÇİN ÜÇ AYAKLI ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Yapay zekâ dönüşümünün sağlıklı yürütülebilmesi için Türkiye Sigorta Birliği, Sigorta Bilgi Merkezi ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu olmak üzere üç temel ayağın koordineli çalışması gerektiğini savunan Karataban, TSB'nin bir koordinasyon merkezi olması, SBM'nin güvenilir veri altyapısını ve sektörün ortak dijital omurgasını sağlaması, SDDK'nın ise düzenleyici çerçeveyi oluşturması gerektiğini belirtti. Kamu otoritesinin motorlu taşıt sigortalarında hasar yönetimine dair hazırladığı yönetmelik taslağında yapay zekayı kavrayan hiçbir hükmün bulunmamasını bir noksanlık olarak nitelendiren Karayazgan, Hindistan'ın 2026 yılında başlattığı özel yapay zekâ çalışma grubu modelinin Türkiye'de de TSB, SBM ve SDDK katılımıyla uygulanabileceğini önerdi.

Karayazgan, hukukçuların görevinin teknolojinin önüne geçmek değil, onun güven içerisinde gelişmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

{ "vars": { "account": "G-X45VN408D7" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }