Neova Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Sami Kaya, Türkiye Sigorta Birliği ile Altınbaş Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "Teknolojik Gelişmelerin Sigorta Hukukuna Yansımaları Sempozyumu"na katıldı. Etkinliğin “Gelişen Teknolojiler, Büyük Veri ve Sigorta Hukuku” başlıklı ikinci oturumunda konuşan Kaya, finansal sigortalar ve yeni teknolojiler odağında sektörel gelişmeleri değerlendirdi.
BANKACILIK VE SİGORTACILIK HİZMETLERİNİN ORTAK PAYDASI
Konuşmasına gömülü ve bütünleşik sigorta kavramlarına değinerek başlayan Sami Kaya, careerinin önceki döneminde bankacılık yaptığını, yaklaşık iki buçuk yıldır ise sigorta sektöründe görev aldığını belirtti. Bankacılığı hayatın her anında var olan bir mekanizma olarak görürken, sigortacılığa geçtikten sonra bu alanın çok daha geniş bir kapsama sahip olduğunu fark ettiğini dile getirdi.
Sigorta sektörünün, müşterilerin hem maddi varlıklarını hem de canlarını emanet ettiği 7/24 yaşayan bir yapı olduğunu vurgulayan Kaya, bankacılık dünyasının gömülü hizmet modellerini Türkiye'de ancak 2017-2018 yıllarında konuşmaya başladığını hatırlattı. Buna karşın sigorta sektörünün; acente, banka ve broker kanalları üzerinden servis modeliyle entegre hizmet sunma kültürüne çok uzun yıllardır sahip olduğunu ifade etti.
Otomobil satın alan bir müşterinin daha bayideki aracı için acente vasıtasıyla kasko poliçesi yaptırmasını gömülü sigortacılığın en temel örneği olarak gösteren Kaya, konunun sektöre yabancı olmadığını, yeni dönemde sadece küresel adının konulduğunu savundu. Mühendislik kökenli olduğunu, ailesinde çok sayıda hukukçu bulunduğunu da sözlerine ekleyen Kaya, sigortacılıkta hukukun süreçlerin temelini oluşturduğunu deneyimlemenin kendisi için değerli bir tecrübe olduğunu aktardı.
TÜRKİYE'DE GAYRİNAKDİ RİSK YÖNETİMİ VE KÜRESEL HACİM
Sempozyumda yeni teknolojilerin ötesinde, mevzuat altyapısı güçlendirilen finansal sigortaların önemine odaklanacağını belirten Sami Kaya, bu ürün grubunun dünyada uzun bir geçmişi olduğunu hatırlattı. Türkiye'de ise finansal sigortalar alanında, küresel pazarın aksine bankacılık sektörünün baskın bir rol üstlendiğini ve gayrinakdi risklerin yıllardır bankalarca yönetildiğini kaydetti. Sigorta sektörünün ise aktüeryal modellerle gelecekteki riskleri tahminleyerek fiyat politikası geliştirdiğini sözlerine ekledi.
Büyük veri analitiğinin sektöre dahil olmasıyla birlikte artık sadece riski hesaplayan değil, ürünü doğru modelleyen ve hızlı sunan bir yapıya büründüklerini açıklayan Kaya, konuşmasında küresel verilerden örnekler paylaştı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine atıfta bulunan Kaya, Türkiye'de şu an itibarıyla 175 milyar dolar düzeyinde bir gayrinakdi risk bakiyesi bulunduğunu bildirdi. Bankacılık sektörünün üstlendiği bu yüksek hacme karşılık, sigorta sektörü tarafından üretilen alacak sigortası priminin 2025 yıl sonu verilerine göre 2,9 milyar TL seviyesinde gerçekleştiğini aktardı. Dünyadaki toplam teminat hacminin 1,6 trilyon euro, prim üretiminin ise 7,6 milyar euro civarında olduğunu söyleyen Kaya, pazarın büyüklüğüne dikkat çekerek hasar prim oranının yüzde 20'lerde seyrettiğini kaydetti.
KLASİK ELEMENTER ÜRÜNLER İLE KEFALET SENEDİ ARASINDAKİ FARKLAR
Finansal sigortaların işleyişini bankacılık enstrümanlarıyla kıyaslayan Sami Kaya, bankacılıkta bu işlemlerin teminat mektubu ya da doğrudan borçlanma senediyle yürütüldüğünü belirtti. Nakdi kredilerin temel amacının işletmelere likidite sağlamak olduğunu, gayrinakdi kredilerde ise nakit akışı olmaksızın tamamen doğabilecek bir riskin satın alındığını ifade etti.
Klasik elementer sigorta branşları ile finansal sigortalar arasındaki yapısal farkları özetleyen Kaya; kasko, trafik veya konut sigortası gibi ürünlerde ortada fiziksel bir emtia bulunduğunu ve hasar ödenmesi için poliçe vadesi içinde somut bir kazanın gerçekleşmesi gerektiğini anımsattı. Standart ürünlerde hukuki ilişkinin emtia sahibi ile sigorta şirketi arasında iki taraflı kurulduğunu söyleyen Kaya, kefalet senedinde ise sürecin tamamen borçlu, lehtar ve garantör (sigorta şirketi) olmak üzere üçlü bir ilişki ağına dayandığını vurguladı.
Normal sigorta branşlarında çoğunlukla kısmi hasar ödemesi yapıldığını aktaran Kaya, kefalet senedinde ise borçlu firmanın taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda, lehtarın usulüne uygun tazmin talebiyle birlikte teminatın tamamının tek seferde ödenmek zorunda olduğunu dile getirdi. Türkiye'deki uygulamanın bankacılık teamüllerine dayandığı için şarta bağlı olmaksızın "ilk talepte ödeme" esasına göre işlediğini söyleyen Kaya, şu an Türkiye'deki gayrinakdi pazarın içinde sigorta sektörü olarak yüzde 1'in altında bir paya sahip olduklarını ancak bütünleşik sigorta modelleriyle bu oranı kısa sürede yüzde 5'e, ardından yüzde 10 seviyelerine çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.
FİNANSAL ANALİZ SÜREÇLERİ VE KOBİ PENETRASYONU
Bankacılıkta temel bir kural olan "teminata kredi verilmez" ilkesinin finansal sigortalarda da geçerli olduğunu belirten Sami Kaya, bir işletmeye sadece gayrimenkul ipoteği ya da rehin sunduğu için kefalet senedi tahsis edilemeyeceğini vurguladı. Mühendislik gözüyle bakıldığında montaj veya yangın riskinde sahada fiziksel inceleme yapıldığını, kefalet senedi süreçlerinde ise tamamen derinlemesine bir finansal analiz metodolojisi yürüttüklerini aktardı.
Başvuru yapan firmaların piyasadaki moralite durumunu, iş geçmişini, son üç döneme ait bilançolarını, gelir tablolarını, mizan detaylarını og nakit akış tablolarını incelediklerini belirten Kaya, bu süreçte nitelikli bir finansal veri havuzunun oluştuğunu bildirdi. Elde edilen büyük verinin analiz edilmesinin ardından firmalara bir limit tahsisi yapıldığını og bu sayede kefalet senedi kullanım imkanının doğduğunu açıkladı.
Bu durumun sigorta penetrasyonunu artırmak adına stratejik bir fırsat sunduğuna dikkat çeken Kaya, Türkiye'de KOBİ segmentinde yangın ve benzeri poliçelerinleşme oranının yüzde 30'u geçmediğini, mikro işletmelerde ise bu oranın yüzde 10'lara kadar gerilediğini anımsattı. Gömülü sigortacılık vizyonuyla bu oranları yukarı taşımayı amaçladıklarını belirten Kaya, finansal analizler esnasında firmaların tüm varlıklarını ve sigortalanabilir risklerini görme şansı yakaladıklarını ifade etti. Şirketlerin finansal sürdürülebilirliğini korumak adına acenteler ve brokerler kanalıyla satış stratejileri geliştirdiklerini, amaçlarının işletmeleri olası kriz anlarında koruma altına almak olduğunu sözlerine ekledi.
DAĞITIM KANALLARININ ÖNEMİ OG BÜYÜK VERİ TEKNOLOJİLERİ
Krediye ulaşmakta zorluk yaşayan kesimlerin sisteme dahil edilmesinde sigorta aracılarının rolünün büyük olduğunu savunan Sami Kaya, bankacılıkta doğrudan iş yapmanın kolay algılanmasına rağmen finansal teknoloji şirketlerinin (fintech) sürece dahil olmasıyla dengelerin değiştiğini söyledi. Yapay zekâ og büyük veri analitiğini kullanan aracı kurumların nakdi krediye erişimde sektöre ivme kazandırdığını belirten Kaya, aynı dönüşümü gayrinakdi tarafta kendi acentelerine ve brokerlerine eğitimler vererek gerçekleştirmeye çalıştıklarını aktardı.
Finansal sigortaların mantığını dağıtım kanallarına uygulamalı olarak aktardıklarını belirten Kaya, SEDDK ve TSB’nin mevzuat çalışmalarının yapıcı olduğunu vurguladı. Geçmişte gümrük müdürlüklerine hitaben kefalet senedi düzenleyemediklerini ancak yapılan yasal düzenlemelerle bu konudaki çalışmaların artık son aşamaya geldiğini belirten Kaya; kamu taahhüt projelerinden özel sektöre, gelir idaresinden gümrüklere kadar çok geniş bir yelpazede mektup verebilir hale geldiklerini ifade etti. Aynı şekilde alacak sigortası alanında da satıcıların alıcılardaki açık hesap risklerini üstlenerek derinlemesine çalışmalar yürüttüklerini; kentsel dönüşüm, bina tamamlama, KDV iadesi gibi birçok alanda büyümeyi sürdüreceklerini aktardı.
Teknolojinin operasyonel süreçleri kolaylaştırdığına değinen Kaya, 2010 yılında banka şubesinde görev yaparken bilançoları cetvelle okuyup sisteme manuel olarak girdiklerini anımsatarak gelinen noktayı özetledi. Günümüzde ise OCR (optik karakter tanıma) teknolojileri sayesinde tüm verilerin sisteme anında entegre edildiğini, mali tabloların tek bir tuşla raporlanabildiğini ve e-faturalar ile e-defterlerden oluşan büyük verinin karar destek modellerine beslendiğini aktardı. Riskleri daha isabetli ölçerek müşterilere doğru fiyatlarla hızlı çözümler sunduklarını bildirdi.
Süreçlerde Borçlar Kanunu gereği kefalet sözleşmelerinin halen ıslak imzayla alınması ve tapu harçlarının bankalara kıyasla yüksek çıkması gibi yasal zorluklar yaşansa da yeni nesil finansal sigorta ürünlerini pazara sunmaya devam edeceklerini belirten Kaya, konuşmasını bu şekilde sonlandırdı.





