Yazıda “Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” başlıklı analiz, sigortayı yalnızca bir finansal ürün olarak değil; hanehalklarının, KOBİ’lerin ve üreticilerin ekonomik şoklara karşı direnç kazanmasını sağlayan bir kalkınma aracı olarak ele alıyor. Koruma açığı, davranış değişimi ve iş birliğine dayalı modeller üzerinden Türkiye için stratejik çıkarımlar sunan yazı, sürdürülebilir kalkınma kapsamında kapsayıcı sigortanın rolünü tanımlıyor.

Anadolu Sigorta’nın, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odaklı vizyonunu güçlendirmek amacıyla geçtiğimiz aylarda TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) ile hayata geçirdiği blog serisinin yeni yazısı yayımlandı. TSKB Ekonomik Araştırmalar Kıdemli Yöneticisi Şenay Akyıldız’ın “Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” başlıklı blog yazısı, sigortanın ekonomik ve toplumsal dayanıklılıktaki rolünü kapsamlı bir perspektifle ele alıyor. Finans, sigorta ve sürdürülebilirlik gündemini yakından takip edenler başta olmak üzere tüm paydaşlara yönelik hazırlanan çalışma, kapsayıcı sigortayı yalnızca bir finansal ürün olarak değil; bireylerin, hanehalklarının ve küçük işletmelerin ekonomik şoklara karşı direnç kazanmasını sağlayan stratejik bir kalkınma aracı olarak değerlendiriyor.

Artan sağlık harcamaları, iklim değişikliği kaynaklı afetler, tarımsal üretim kayıpları ve gelir kesintileri gibi riskler karşısında sigorta güvencesi bulunmayan hanelerin çoğu zaman birikimlerini tüketmek ya da üretimden çekilmek zorunda kaldığına dikkat çekilen yazıda, kapsayıcı sigortanın temel hedefinin bu tür şokların kalıcı refah kayıplarına dönüşmesini engellemek olduğu vurgulanıyor.

Analizde, literatürde sıkça kullanılan “koruma açığı” ve “kapsayıcılık açığı” kavramlarına da yer veriliyor. Koruma açığı, maruz kalınan ekonomik kayıpların ne kadarının sigorta yoluyla telafi edilemediğini ifade ederken; kapsayıcılık açığı belirli sosyo-ekonomik grupların sigorta sisteminin dışında kalma derecesine işaret ediyor.

Geneva Association’ın gelişmiş ülkeleri kapsayan müşteri araştırmasına da yer verilen yazıda, düşük gelirli gruplar, gençler ve göçmenler arasında sigorta sahipliğinin genel nüfusun belirgin biçimde altında olduğu vurgulanıyor. Ayrıca araştırma bulgularının kapsayıcı sigortanın gelişmekte olan ülkeler kadar gelişmiş ülkelerde de yapısal bir sorun alanı olarak varlığını sürdürdüğü ifade ediliyor.

Yazıda kapsayıcı sigortanın etkisinin yalnızca hasar anında yapılan ödemelerle sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Asıl dönüşümün, sigorta güvencesinin hanehalklarının ve küçük işletmelerin karar alma süreçlerini değiştirmesiyle ortaya çıktığı belirtiliyor. Çalışmada ayrıca kapsayıcı sigortanın iş birliğine dayalı iş modelleriyle ölçek kazanabildiği örnekler ele alınıyor. Sigorta şirketleri, reasürörler, bankalar ve değer zinciri aktörleri arasında risk paylaşımına dayalı modellerin, hem bireysel riskleri hem de ekonomik ilişkiler ağını daha dayanıklı hale getirebildiği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın Türkiye açısından da önemli çıkarımlar sunduğu; özellikle tarım sektörü, KOBİ’ler ve düzensiz gelirli haneler için kapsayıcı sigortanın stratejik bir alan olarak öne çıktığı belirtiliyor.

Anadolu Sigorta ve TSKB tarafından hazırlanan “Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” başlıklı blog yazısına Anadolu Sigorta’nın sürdürülebilirlik sayfası üzerinden erişilebiliyor:

https://www.anadolusigorta.com.tr/surdurulebilirlik/bulten/kapsayici-sigorta-dayanikliligi-insa-etmek