İKLİM RİSKLERİNE KARŞI SİGORTACILIK NASIL DÖNÜŞÜYOR?

COP31’e Doğru NET KONUŞALIM konferansında düzenlenen “DAHA DAYANIKLI BİR GELECEĞİ NASIL SİGORTALARIZ?” oturumunda, iklim değişikliği ve değişen risk ortamında sigorta sektörünün yeni rolü ele alındı.

Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı ve AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, sigortacılığın yalnızca hasar sonrası tazminat ödeyen bir yapı olmaktan çıkarak; riskleri önceden öngören, koruma açıklarını kapatan ve finansal dayanıklılığı destekleyen bir modele dönüşmesi gerektiğini vurguladı.

Oturumda ayrıca yenilenebilir enerji yatırımları, parametrik sigorta, KOBİ’lerde sigorta açığı, erken uyarı sistemleri, iş sürekliliği ve COP31 kapsamında planlanan Sigorta Evi inisiyatifi gündeme geldi.

Geleceğin riskleri değişiyor. Sigortacılık da değişiyor.

SİGORTACILIKTA YENİ DÖNEM

COP31’e Doğru NET KONUŞALIM konferansında gerçekleştirilen “Daha Dayanıklı Bir Geleceği Nasıl Sigortalarız?” oturumunda, iklim değişikliğinin sigorta sektörü üzerindeki etkileri ve sektörün gelecekte üstleneceği rol ele alındı.

Oturumda Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı ve AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, iklim risklerinin artık yalnızca yönetilmesi gereken bir tehdit olmadığını, sigortacılığın iş modelini dönüştüren önemli bir unsur haline geldiğini ifade etti.

“DÜNYAYI DÖNÜŞTÜREN BEŞ GÜÇ VAR”

Yavuz Ölken, sigortacılığı yalnızca iklim değişikliği üzerinden değerlendirmenin yeterli olmayacağını belirterek dünyayı dönüştüren beş temel güce dikkat çekti.

Ölken’e göre bu güçler; iklim krizi, yapay zekâ, göç hareketleri, yaşlanan nüfus ve jeopolitik gerilimler olarak öne çıkıyor.

Bu gelişmelerin riskleri daha karmaşık hale getirdiğini belirten Ölken, geleneksel sigortacılığın yalnızca hasar gerçekleştikten sonra tazminat ödeyen yapısının geleceğin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacağını söyledi.

“DAYANIKLILIĞI FİNANSE ETMEK GÖREVİMİZ”

Ölken, yeni dönemde sigortacıların temel görevinin yalnızca kayıpları karşılamak değil, riskleri önceden öngörmek ve dayanıklılığı güçlendirmek olduğunu vurguladı.

“Sigortacıların görevi dayanıklılığı finanse etmek.”

Yeni yaklaşımın bireylerden işletmelere kadar geniş bir ekosistemi kapsaması gerektiğini belirten Ölken, risklerin azaltılması, hazırlığın güçlendirilmesi ve iş sürekliliğinin desteklenmesinin sigortacılığın merkezine yerleşmesi gerektiğini ifade etti.

TARIM VE GIDA GÜVENLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR

İklim krizinin Türkiye açısından en önemli etkilerinden birinin tarım ve gıdaya erişim olacağını belirten Ölken, sigorta sektörünün kurumsal yatırımların yanı sıra tarım alanına da daha fazla odaklanması gerektiğini söyledi.

Yeşil enerji yatırımlarının da yeni sigorta modellerini beraberinde getirdiğini belirten Ölken, yenilenebilir enerji, elektrikli ulaşım ve sürdürülebilir yatırımların risk profillerinin geleneksel sigorta ürünlerinden farklı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

SİGORTA SEKTÖRÜ 35'TEN FAZLA SEKTÖRLE ENTEGRE

Özgür Obalı ise iklim değişikliğinin tek başına bir sektörün çözebileceği bir konu olmaktan çıktığını belirterek iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Sigorta sektörünün dünya genelinde 35’ten fazla sektörle entegre çalıştığını ifade eden Obalı; lojistik, sağlık, otomotiv, mobilite ve elektrifikasyon gibi alanlarda sigortacılığın artık yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Obalı, sigorta şirketlerinin biriktirdiği verinin risklerin daha doğru modellenmesi ve koruma açıklarının kapatılması için daha etkin kullanılması gerektiğini vurguladı.

“SİGORTA BİR MASRAF KALEMİ DEĞİL”

Sigortanın yalnızca bir maliyet kalemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Obalı, önleyici sigortacılığın işletmeler açısından finansal açıdan da önemli sonuçlar yaratabileceğine dikkat çekti.

Obalı, risklerin önceden belirlenmesi, erken uyarı mekanizmalarının kurulması ve risk mühendisliği çalışmalarının hayata geçirilmesinin olası kayıpların maliyetini azaltabileceğini söyledi.

YENİLENEBİLİR ENERJİDE SİGORTA KAPSAMI GENİŞLİYOR

Yavuz Ölken, Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının önemli bölümünün sigorta kapsamında olduğunu belirterek, sigortacılığın yalnızca teminat vermekle sınırlı kalmadığını anlattı.

Ölken, bazı güneş enerjisi santrallerinin iklim değişikliğinin getirdiği beklenmedik hava olayları nedeniyle riskli konumlarda bulunduğunun tespit edildiğini ve sigortacıların bu tür durumlarda işletmeleri yalnızca hasar sonrasında tazmin etmek yerine risk gerçekleşmeden önce yönlendirmeye başladığını aktardı.

PARAMETRİK SİGORTA ÖNE ÇIKIYOR

Oturumda yeni nesil sigorta çözümleri arasında parametrik sigorta da öne çıktı.

Güneş ve rüzgâr enerjisi üretiminde sıcaklık, güneş ışınımı ve rüzgâr gibi belirli parametrelerin beklenen seviyelerin altında kalması durumunda üretim ve gelir kayıpları yaşanabildiğine dikkat çekildi.

Parametrik sigortanın, bu tür ölçülebilir göstergeler üzerinden finansal kayıpların güvence altına alınmasına olanak sağladığı belirtildi. Tarımda kuraklık, turizmde kar yağışı ve yenilenebilir enerjide üretim koşulları parametrik sigortanın uygulanabileceği alanlar arasında gösterildi.

KOBİ’LERDE KORUMA AÇIĞI DİKKAT ÇEKİYOR

Ölken, Türkiye’de 4 milyonun üzerinde KOBİ bulunduğunu ve sigortalanma oranının yaklaşık yüzde 27-28 seviyesinde olduğunu belirterek, sigortacılığın KOBİ’lere yönelik çözümleri derinleştirmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle temiz enerji kullanan veya dönüşüm yatırımları gerçekleştiren işletmeler için yeni sigorta ürünlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi.

COP31’DE “SİGORTA EVİ” İNİSİYATİFİ

Özgür Obalı, COP31 kapsamında sigorta sektörünün de aktif bir rol üstleneceğini açıkladı.

Obalı, COP31’e paralel olarak bir “Sigorta Evi” inisiyatifi gerçekleştireceklerini belirterek, enerji, sağlık, lojistik, ulaştırma ve diğer sektörlerden paydaşları ortak bir platformda buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Amaçlarının sigortacılığın ortaya koyduğu çözüm ve önerilerin COP31’in nihai çıktılarında daha görünür hale gelmesini sağlamak olduğunu ifade etti.

ŞİRKETLERE ÜÇ KRİTİK MESAJ

Yavuz Ölken, oturumun sonunda şirketlere üç temel tavsiyede bulundu:

1. Dün bildiğiniz riskleri unutun. İşletmelerin risk profilleri değişiyor.

2. Sigortasızmış gibi erken uyarı ve iş sürekliliği sistemleri kurun.

3. Sigortasız yaşamayın.

Ölken, sigorta poliçelerinin bir kez hazırlanıp yıllarca aynı şekilde devam eden belgeler olmaması gerektiğini belirterek, işletmelerin her yıl yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan yeni riskler doğrultusunda sigorta programlarını güncellemesi gerektiğini söyledi.

FİNANS SEKTÖRÜNE ÇAĞRI

Oturumda bankalar ve finans kuruluşlarının da sigortacılığın dönüşümünde önemli bir paydaş olduğu vurgulandı.

Sigortanın yatırım finansmanında son aşamada hatırlanan bir unsur olmaması gerektiğini belirten konuşmacılar, finansman sağlanırken sigortanın yatırımın dayanıklılığı açısından en baştan değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sigortanın finansman sürecinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesinin hem yatırımcıyı hem finansörü hem de işletmeyi gelecekteki risklere karşı daha güçlü hale getireceği ifade edildi.

“SİGORTA DİNAMİK BİR SÜREÇ OLMALI”

Özgür Obalı, değişen risk ortamında sigortanın da dinamik biçimde yönetilmesi gerektiğini belirterek, sigorta şirketlerinin işletmeler için uzun vadeli bir paydaş olarak konumlanmasının önemini vurguladı.

Obalı, şirketlerin sigorta profesyonellerinden risk haritalandırması ve risk yönetimi konusunda daha fazla yararlanması gerektiğini ifade etti.

Oturumda verilen ana mesaj ise net oldu: İklim değişikliği ve diğer küresel dönüşümler karşısında sigortacılığın geleceği yalnızca hasarları karşılamak değil; riskleri önceden görmek, koruma açıklarını kapatmak ve ekonomik dayanıklılığı finansal olarak desteklemek üzerine kuruluyor.