Sigortacılık sektörümüz, son dönemde yalnızca teknik ve mali dengelerin değil; sigortalıların güveninin, dağıtım kanallarının sürdürülebilirliğinin ve sektörün kurumsal itibarının da yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli gelişmelere tanıklık etmektedir.

· Trafik sigortasında prim havuzunun korunmasına yönelik düzenlemeler,

· Otomatik eksper atama sistemi,

· Alo Hasar 193 uygulaması,

· Bazı sigorta şirketleri hakkında gündeme gelen idari ve mali tedbirler

birbirinden bağımsız gelişmeler olarak görülmemelidir. Bütün bu gelişmelerin ortak noktası, sigortacılık sisteminin sağlıklı işlemesi ve sigortalının haklarının korunmasıdır.

Ancak burada üzerinde önemle durulması gereken bir husus bulunmaktadır: Sigortalının korunması, yalnızca sigorta şirketlerinin mali yapılarının ve prim havuzunun korunmasıyla sınırlı değildir. Sigortalının korunması, aynı zamanda onunla doğrudan ilişki kuran, risklerini yöneten ve hasar anında yanında olan sigorta acentesinin de korunmasını gerektirir.

1. PRİM HAVUZUNUN KORUNMASI VE ACENTELERİN SORUMLULUĞU

AXA Türkiye CEO'su Sayın Yavuz Ölken'in 23 Eylül 2026 tarihinde yaptığı değerlendirmede, sigorta suistimalleriyle mücadelenin ortak prim kaynaklarının korunması açısından önemini vurgulamasını değerli buluyoruz. Bizler de TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak, prim havuzunun korunmasının sigortalıların haklarının korunması anlamına geldiği görüşünü paylaşıyoruz.

Ancak bu yaklaşımın bir adım daha ileri taşınması gerektiğine inanıyoruz.

Prim havuzunu korumak, yalnızca haksız hasar ödemelerini önlemek değildir; aynı zamanda doğru riskin doğru primle sigortalanmasını, sigorta şirketlerinin mali yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesini, dağıtım kanalları arasında adil rekabetin sağlanmasını ve sigortalının satın aldığı teminatın arkasında güvenilir bir sistem bulmasını gerektirir.

Sigorta acenteleri bu sistemin yalnızca poliçe üretim noktaları değildir. Acenteler, riskin doğru değerlendirilmesinden hasarın sonuçlandırılmasına kadar sigortalının yanında yer alan mesleki danışmanlardır. Dolayısıyla sigorta sisteminin sürdürülebilirliğine ilişkin her düzenlemede acentelerin bilgi birikimi, saha tecrübesi ve sigortalıyla kurduğu güven ilişkisi dikkate alınmalıdır.

2. OTOMATİK EKSPER ATAMA VE ALO HASAR 193: ACENTELER SİSTEMİN DIŞINDA BIRAKILMAMALIDIR

SEDDK'nın 2026 yılında hayata geçirdiği Akıllı Eksper Atama Sistemi ve 1 Eylül 2026 tarihinde faaliyete başlayan Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi, hasar süreçlerinin standartlaştırılması, izlenebilirliği ve suistimallerin önlenmesi bakımından önemli düzenlemelerdir.

Bu uygulamaların temel hedeflerini desteklemekle birlikte, acenteler açısından bazı hususların açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Öncelikle otomatik eksper atama sisteminin, ekspertiz hizmetinin bağımsızlığını güçlendirmesi ve hasarların adil biçimde sonuçlandırılmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

Ancak teknolojik süreçlerin hızlanması, sigortalının kişisel danışmanlık ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır. Bir trafik kazası sonrasında sigortalının ilk başvurduğu kişi, çoğu zaman poliçesini düzenleyen acentesidir. Sigortalı, hasarının nasıl karşılanacağını, hangi belgeleri hazırlaması gerektiğini ve haklarını nasıl kullanacağını acentesinden öğrenmek istemektedir.

Bu nedenle önerimiz açıktır: Alo 193 ve otomatik eksper atama sistemleri, sigorta acentelerinin hasar süreçlerine katılımını sınırlandıran değil, acentelerin sigortalıya daha etkin hizmet sunmasını sağlayan bir altyapı olarak tasarlanmalıdır.

Acentelere, sigortalının yetkilendirmesi ve kişisel verilerin korunması ilkeleri çerçevesinde; hasar dosyalarını takip edebilecekleri, eksper atama ve raporlama aşamalarını görebilecekleri, gecikmeleri izleyebilecekleri entegre bir erişim imkânı sağlanmalıdır. Ayrıca hasar ihbarının acente aracılığıyla yapılabilmesi ve sigortalının tercih ettiği acentenin süreç hakkında bilgilendirilmesi, uygulamanın başarısını artıracaktır.

Unutulmamalıdır ki dijitalleşmenin amacı insan ilişkisini ortadan kaldırmak değil, hizmet kalitesini yükseltmek olmalıdır.

3. SİGORTA ŞİRKETLERİNE YÖNELİK TEDBİRLER VE ACENTELERİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI GÜVEN SORUNU

Son günlerde Doğa Sigorta, Koru Sigorta ve ACN Türk Sigorta isimleri etrafında gündeme gelen gelişmeler, sigorta şirketlerinin mali yapılarının gözetimi ile acentelerin ve sigortalıların korunması arasındaki ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

Bu noktada şirketler hakkındaki farklı hukuki ve idari süreçlerin birbirine karıştırılmaması gerektiğinin altını çizmek isteriz. Örneğin Doğa Sigorta hakkında 21 Eylül 2026 tarihinde alınan parasal varlıkların blokajına ilişkin kararın ardından, SEDDK'nın 22 Eylül tarihli kararında şirket faaliyetlerinin kısıtlanmadığı ve POS işlemlerinin blokaj kapsamında bulunmadığı açıklanmıştır. Bu ayrım son derece önemlidir.

Bir sigorta şirketinin varlıkları üzerinde tedbir uygulanması, o şirketin bütün faaliyetlerinin durdurulduğu veya düzenlediği poliçelerin kendiliğinden geçersiz hâle geldiği anlamına gelmez. Ancak kamuoyunda bu ayrımlar yeterince açık biçimde anlatılmadığında, ortaya çıkan belirsizliğin ilk muhatabı sigorta acenteleri olmaktadır.

Sigortalılar haklı olarak acentelerine şu soruları yöneltmektedir:

Poliçem geçerli mi, teminatım devam ediyor mu?

Hasar meydana gelirse tazminatım ödenecek mi?

Ödediğim prim güvende mi?

Poliçemi yenilemeli miyim, başka bir şirkete geçmeli miyim?

Bu sorulara doğru ve zamanında cevap verilmesi hem sigortalıların haklarının korunması hem de sektöre duyulan güvenin sürdürülmesi açısından hayati önem taşımaktadır.

SEDDK tarafından alınan tedbirlerin amacı ve kapsamı ne olursa olsun, bu tedbirlerin acenteler ve sigortalılar üzerindeki muhtemel etkilerinin de eş zamanlı olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Acenteler, kendi tasarruflarında olmayan şirket yönetimi ve mali yapı sorunları nedeniyle sigortalıları karşısında açıklama yapmak zorunda kalmamalıdır.

Şirketlerin mali sorumlulukları ile acentelerin mesleki sorumlulukları birbirinden ayrılmalı; acentelerin kontrolü dışındaki gelişmelerin ticari ve itibari sonuçları acentelere yüklenmemelidir.

Bu kapsamda SEDDK'dan beklentimiz, tedbir uygulanan şirketlerin acentelerine yönelik açık, yazılı ve güncel bilgilendirme mekanizmalarının oluşturulmasıdır. Poliçe üretimi, tahsilat, komisyon ödemeleri, hasar tazminatları ve sigortalıların mevcut teminatları hakkında belirsizliğe yer bırakılmamalıdır. Gerektiğinde acentelerin hak ve alacaklarının korunmasına yönelik ilave mekanizmalar da değerlendirilmelidir.

4. ACN TÜRK OPERASYONU: DENETİM, GÜVEN VE SORUMLULUK

ACN Türk Sigorta hakkında yürütülen süreç ise farklı bir boyut taşımaktadır. SEDDK'nın 22 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, şirketin sigortacılık yetkileri Nisan 2025'te kaldırılmış; sonrasında yürütülen incelemeler kapsamında şirketin kuruluş ve mali işlemlerine ilişkin suç duyurularında bulunulmuştur. Adli makamlarca yürütülen soruşturma kapsamında 23 kişi gözaltına alınmıştır.

Soruşturma kapsamındaki iddiaların hukuki değerlendirmesi yetkili yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte yaşanan gelişmeler, sigorta sektöründe mali denetimin, sermaye yeterliliğinin ve kurumsal yönetim ilkelerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Bizim açımızdan burada üzerinde durulması gereken temel mesele şudur: Sigorta şirketlerinin mali yapılarında ortaya çıkabilecek sorunların bedelini, iyi niyetle faaliyet gösteren sigorta acenteleri ve poliçelerini satın alan vatandaşlarımız ödememelidir.

Acenteler, sigorta şirketlerinin ruhsatlandırılması ve mali denetiminden sorumlu kuruluşlar değildir. Faaliyet izni bulunan şirketlerle mevzuata uygun biçimde çalışan acentelerin, şirket yönetimlerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle mağdur olmalarının önlenmesi gerekir. Bu nedenle yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra alınacak tedbirler değil, erken uyarı ve önleyici denetim mekanizmaları da güçlendirilmelidir.

5. SİGORTA SUİSTİMALLERİYLE MÜCADELEDE ACENTELER ÇÖZÜMÜN PARÇASIDIR

SEDDK'nın yasa dışı hasar aracılığına ve organize suistimal yapılarına karşı yürüttüğü mücadeleyi önemsiyoruz. Nitekim 21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan soruşturma kapsamında, trafik kazaları sonrasındaki hasar ve tazminat süreçlerini istismar ettiği değerlendirilen yapılara yönelik adli işlemler gerçekleştirilmiştir.

Sigorta suistimalleri, yalnızca sigorta şirketlerine zarar veren faaliyetler değildir. Bu tür uygulamalar, dürüst sigortalıların ödediği primler üzerinde de maliyet baskısı oluşturabilmektedir.

Ancak suistimallerle mücadele edilirken, sigortalıların meşru tazminat taleplerinin zorlaştırılmaması ve dürüst meslek mensuplarının faaliyetlerinin gereksiz bürokratik engellerle karşılaşmaması da önemlidir. Sigorta acenteleri, sigortalı ile sigorta şirketi arasında güvenilir bir iletişim kanalı oluşturmaktadır.

Bu nedenle acentelerin, şüpheli hasar uygulamalarının bildirilmesi, sigortalıların doğru bilgilendirilmesi ve hasar süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi bakımından daha etkin biçimde sisteme dâhil edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

6. ADİL REKABET VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ACENTELİK YAPISI KORUNMALIDIR

Prim havuzunun korunmasından söz ederken, sigorta şirketlerinin dağıtım kanalları arasında uyguladığı fiyat ve komisyon politikalarını da göz ardı edemeyiz. Özellikle ekonomik koşulların zorlaştığı dönemlerde, bazı şirketlerin pazar payını artırmak amacıyla farklı dağıtım kanallarında uyguladığı fiyat ve komisyon politikaları, acenteler açısından önemli rekabet sorunları doğurabilmektedir.

Acentenin emek ve pazarlama faaliyetleriyle oluşturduğu portföyün, başka dağıtım kanallarında daha düşük prim teklifleriyle hedeflenmesi; yüksek komisyonların bir bölümünün sigortalıya fiyat avantajı olarak yansıtılması veya benzeri uygulamalar, dağıtım kanalları arasındaki rekabetin adilliği bakımından değerlendirilmelidir.

Buradaki talebimiz rekabetin sınırlandırılması değildir. Talebimiz, rekabetin şeffaf, ölçülebilir ve bütün dağıtım kanalları için adil kurallarla yürütülmesidir. Sigorta şirketlerinin prim üretimini artırma hedefleri ile sigorta acentelerinin ekonomik sürdürülebilirliği arasında sağlıklı bir denge kurulmalıdır.

Çünkü güçlü bir acentelik yapısı, sigortalının doğru bilgilendirilmesine, sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasına ve sigorta sektörünün ülkemizin her noktasına ulaşmasına katkı sağlamaktadır.

7. SEDDK'DAN BEKLENTİLERİMİZ

TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak, sektörün mali disiplinini ve sigortalıların haklarını güçlendirmeyi amaçlayan düzenlemelerin başarıya ulaşması için aşağıdaki hususların önem taşıdığına inanıyoruz:

Şeffaf bilgilendirme: Sigorta şirketleri hakkında alınan tedbirlerin kapsamı, acentelere ve sigortalılara zamanında ve açık biçimde duyurulmalıdır.

Acentelerin haklarının korunması: Şirketlerin mali sorunlarından kaynaklanabilecek komisyon, tahsilat ve portföy mağduriyetlerine karşı koruyucu mekanizmalar geliştirilmelidir.

Hasar süreçlerine etkin katılım: Alo 193 ve otomatik eksper atama sistemlerinde acentelerin sigortalılarına hizmet vermesini kolaylaştıracak entegrasyonlar sağlanmalıdır.

Erken uyarı ve önleyici denetim: Sigorta şirketlerinin mali bünyelerindeki olası sorunların büyümeden tespit edilmesine yönelik mekanizmalar güçlendirilmelidir.

Adil rekabet: Sigorta şirketlerinin farklı dağıtım kanallarında uyguladığı fiyat ve komisyon politikaları, haksız rekabet oluşturabilecek uygulamalar bakımından değerlendirilmelidir.

Kurumsal istişare: Acenteleri doğrudan etkileyen düzenlemelerin hazırlanmasında TOBB SAİK'in görüş ve önerilerine etkin biçimde yer verilmelidir.

SONUÇ: GÜÇLÜ SİGORTA SEKTÖRÜ, GÜÇLÜ ACENTELİK YAPISIYLA MÜMKÜNDÜR

Sigortacılık sektörümüzün geleceği, yalnızca prim üretimindeki büyümeye veya şirketlerin mali sonuçlarına bağlı değildir. Asıl başarı; sigortalının haklarının korunduğu, hasarların adil ve zamanında ödendiği, sigorta şirketlerinin mali açıdan güçlü olduğu ve dağıtım kanallarının sürdürülebilir biçimde faaliyet gösterebildiği bir sistemin oluşturulmasıdır.

Sayın Yavuz Ölken'in prim havuzunun korunmasına ilişkin değerlendirmesini bu açıdan önemli buluyoruz. Ancak bizler, bu yaklaşımın sigorta acentelerinin korunmasını da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğine inanıyoruz.

SEDDK'nın sektörün mali disiplinini güçlendirmeye, suistimalleri önlemeye ve sigortalıların haklarını korumaya yönelik çalışmalarının bütün paydaşların katılımıyla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak, düzenleyici kurumumuzla ve sektörümüzün bütün paydaşlarıyla yapıcı iş birliğini sürdürmeye, acentelerimizin haklarını savunmaya ve sigortalılarımızın güvenini güçlendirmeye devam edeceğiz.

Çünkü sigortacılıkta güven bir bütündür; prim havuzunu, sigortalıyı ve acenteyi birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Güçlü sigorta şirketleri, güçlü acenteler ve hakları korunan sigortalılar, sürdürülebilir sigortacılığın birbirini tamamlayan temel unsurlarıdır.

Levent Korkut
TOBB Türkiye Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı