Gaziantep, Türk dünyası sigorta sektörünün en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yaptı. Türk Dünyası Sigorta Birliği’nin 2. Kurultayı, 9-11 Ekim tarihleri arasında üye ve gözlemci ülkelerin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Kurucu üyeler Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile gözlemci üyeler Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden temsilcileri bir araya getiren kurultayda, sektörün geleceğine yön verecek kritik konular ele alındı.
Dört bölümden oluşacak yazı dizimizin bu ilk bölümünde; "Dört Element, Tek Güvence" temasıyla kutlanan Sigorta Haftası’nın kapanışına da imza atan Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar’ın açılış konuşmasındaki stratejik mesajları, sektör vizyonunu ve Türk dünyasına sunduğu somut eylem planını detaylarıyla aktarıyoruz.
GAZİANTEP: ÜRETİM, TİCARET VE DAYANIŞMANIN ŞEHRİ
Toplantının Gaziantep’te yapılmasının taşıdığı derin anlama değinerek konuşmasına başlayan TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Gaziantep’in yalnızca sanayi ve ticaretle değil; ruhundaki girişimcilik ve dayanışmayla da bu tarihi buluşma için en doğru adres olduğunu vurguladı. Sigorta Haftası etkinliklerini Türk dünyasının temsilcileriyle birlikte böyle anlamlı bir şehirde tamamlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Yaşar, bölgedeki misafirperverlik için yetkililere teşekkür etti.
"SINIR TANIMAYAN RİSKLERE KARŞI SINIR TANIMAYAN ÇÖZÜMLER"
Küresel ve bölgesel risk boyutlarının hızla değiştiğini ifade eden Ahmet Yaşar, Türk dünyasının ortak bir koruma şemsiyesi oluşturmasının kaçınılmaz hale geldiğini belirtti:
"Ortak tarihimiz, coğrafyamız ve geleceğimiz var. Şimdi bu geleceğin ortak güvencesini oluşturma zamanıdır. Bugün bildiğiniz gibi riskler sınır tanımıyor. Deprem, sel, kuraklık, iklim değişikliği, büyük altyapı yatırımları ve uluslararası ticaret hepimizi farklı biçimlerde ama aynı anda etkiliyor. Riskler sınır tanımıyorsa çözümlerimizin de sınır tanımaması lazım."
Sigortacılığın sadece hasar oluştuktan sonra tazminat ödeyen geleneksel yapısından sıyrıldığını vurgulayan Yaşar; sektörün artık riski önceden ölçen, azaltan, paylaşan ve toplumların finansal dayanıklılığını artıran stratejik bir aktör olduğunun altını çizdi. Temel hedefin sadece şirketlerin ciro ve prim üretimini artırması değil, sigortaya erişimi kolaylaştırıp koruma açıklarını kapatmak olduğunu kaydetti.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DÜZEYİNDEKİ GAZİANTEP ANEKDOTU
Konuşmasında Gaziantep'te düzenlenen toplantının perde arkasına dair dikkat çekici bir anekdotu da paylaşan Ahmet Yaşar, kentteki sigortacılık potansiyelinin uluslararası kurumların da takibinde olduğunu aktardı.
İstanbul’da gerçekleştirilen bir toplantıda, kurultayın Gaziantep’te yapılması fikri paylaşıldığında ilgili Bakanın bunu büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirten Yaşar, Bakanın Birleşmiş Milletler (BM) temsilcileriyle yaptığı bir görüşmeyi şu sözlerle aktardı:
"Birleşmiş Milletler yetkilileri bize şunu söylüyor: 'Sizde tarih, turizm, kültür, şehircilik ve gastronomi var. Olmayan bir tek şey var, o da sigorta. Sigorta ile ilgili faaliyetlerinizin daha fazla olması lazım.' Bu diyalog, dünyada bu konunun ne kadar önemsendiğini ve BM düzeyinde nasıl takip edildiğini gösteren son derece kıymetli bir örnektir."
2030 VİZYONU: 50 MİLYAR DOLAR BÜYÜKLÜK VE KORUMA AÇIKLARININ KAPATILMASI
Türkiye sigorta sektörünün güncel verilerini paylaşan TSB Başkanı Yaşar, 2025 yılının 1,2 trilyon liralık prim üretimiyle başarıyla geride bırakıldığını, Eylül ayı sonu itibarıyla da geçen yılın rakamlarına yaklaşarak 1,1 trilyon liralık bir üretime ulaşıldığını aktardı. Bu performansın bir önceki yıla kıyasla yüzde 28’lik bir büyümeye karşılık geldiğini belirtti.
Sektörün uzun vadeli projeksiyonuna da değinen Yaşar, 2030 hedefinin 50 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmak olduğunu hatırlattı. Ancak bu hedefin sırf şirket cirolarını büyütme amacı taşımadığını; esas gayenin daha çok birey ve işletmeyi güvence altına alarak Türkiye'deki ve bölgedeki sigorta koruma açığını kapatmak olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE'NİN KURUMSAL EKOSİSTEMİ VE TECRÜBE PAYLAŞIMI
Türkiye’deki sigortacılık başarısının arkasında yıllar içinde olgunlaşan güçlü bir kurumsal ekosistem yattığını belirten Yaşar, bu yapıyı oluşturan sacayaklarını şöyle özetledi:
- SEDDK: Mali sağlamlığı, sigortalıların haklarını ve piyasa disiplinini sağlayan düzenleyici ve denetleyici temel otorite.
- TSB: Sektörün kapsayıcı ve ortak sesini oluşturan temsil gücü.
- DASK ve TARSİM: Doğal afet ve tarım risklerinde uzmanlaşmış küresel ölçekteki risk havuzları.
- ÖRYM: Özel risklerin yönetiminde üstlendiği kritik rol.
- SBM: Sektörün veri altyapısını ve teknolojik takibini sağlayan bilgi merkezi.
- EGM: Bireysel emeklilik sisteminin şeffaf izleme ve gözetim organı.
- TSEV ve SEGEM: Sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren eğitim kurumları.
- Sigorta Tahkim Komisyonu: Uyuşmazlıkları mahkeme sürecine gitmeden hızlıca çözen mekanizma.
- Güvence Hesabı ve Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu: Vatandaş mağduriyetini önleyen ve uluslararası yeşil kart sistemini yürüten kurumlar.
- Saha Gücü: Acenteler, brokerlar, bağımsız eksperler ve tüm sektör çalışanlarının oluşturduğu dev dağıtım ağı.
Ahmet Yaşar, Türkiye’nin bu zengin kurumsal birikimini ve insan kaynağını Türk dünyasıyla tek yönlü bir bilgi aktarımı olarak değil; karşılıklı öğrenme ve birlikte gelişme fırsatı olarak paylaşmaya hazır olduklarını ifade etti.
AFET YÖNETİMİ, DASK VE ORTA KORİDOR GÜVENCESİ
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anan Yaşar, o zor dönemde kardeş ülkelerin gösterdiği dayanışmanın unutulmayacağını kaydetti. Şimdi bu dayanışmayı afet öncesinde de işleyen kurumsal mekanizmalara dönüştürme zamanı geldiğini belirterek, DASK ve TARSİM tecrübelerinin Türk dünyasındaki risklerin yönetiminde model olabileceğini söyledi.
Öte yandan, Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor boyunca gelişen ticaret, lojistik, enerji ve altyapı yatırımlarının güvence altına alınmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Yaşar; reasürans kapasitesinin, veri kalitesinin ve teknik uzmanlığın ortaklaşa geliştirilmesi gerektiğini savundu.
TÜRK DÜNYASI İÇİN 3 MADDELİK SOMUT EYLEM PLANI
Geçtiğimiz yıl Şuşa’da yapılan ilk genel kuruldan bu yana kurumsal zeminin oturduğunu ifade eden Yaşar, Gaziantep’teki 2. Kurultay ile birlikte somut projelere geçilmesi gerektiğini belirterek katılımcı delegasyonun değerlendirmesine üç temel çalışma başlığı sundu:
- Ortak Risk Değerlendirme Çalışması: Türk dünyasının afet, iklim, tarım ve altyapı risk haritasını çıkaracak ortak bir analiz sürecinin başlatılması.
- Teknik Çalışma Grubu ve Reasürans: Veri paylaşımını, ortak reasürans kapasitelerini ve Orta Koridor’un güvence ihtiyaçlarını inceleyecek uzman bir çalışma grubunun kurulması.
- Eğitim ve Mesleki Değişim Programları: TSEV ve SEGEM tecrübelerinden faydalanılarak genç sigortacılar, acenteler, brokerlar, eksperler, aktüerler ve risk mühendisleri için ortak eğitim ve değişim programlarının hayata geçirilmesi.
Ahmet Yaşar, bu üç başlık için somut takvimler ve sorumluluk ekipleri oluşturularak bir sonraki genel kurulda ölçülebilir sonuçların sunulması gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.
Yazı dizimizin 2. bölümünde, Türk Dünyası Sigorta Birliği’nin ilk dönem Başkanı Ülviyye Cabbarova’nın değerlendirmeleri ve Türk dünyası sigortacılığının ortak vizyonuna dair aktardığı önemli mesajlar yer alacaktır.





