DERLEME: Hasan Burak Karadeniz

Maher Holding Sigortacılık Grubu Başkanı ve TSB Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, sigortacılığın ülkenin kalkınmasına etki sağladığı kadar gençlerin istihdam sorununu çözebileceğine dikkat çekti.

“Yatırım, Finans ve Sigorta’nın Gelecek Yüzyılı” konulu Akşam Future & Trends Summit 2024’te konuşan Yaşar, “Çok sayıda zirve ve toplantılarla hem 2023'ü değerlendiriyoruz hem de 2024 planlarımızı yapıyoruz. 2023 yılında yaşadığımız elim depremle birlikte aslında hem sigorta farkındalığının olduğu bir yıl oldu. Hem de ülkemizin riskleri açısından deprem başta olmak üzere ve artan iklim değişiklikleri sebebiyle seller, fırtınalar, ülkemizde de artık görülmeye başladığı hortumlarla bu risklerin gündeme geldiği bir yıl oldu. Hemen akabinde de küresel para piyasalarının da rolüyle reasürans piyasalarındaki daralmayla birlikte sigorta sektöründe özellikle reasürans maliyetinin ve risklerin artması sebebiyle daralan bir piyasayla karşı karşıya kaldık” dedi.

Bu artışların iş insanlarına ve sanayicilere etkilerinin olacağını dile getiren Yaşar, “Bununla ilgili de hem farkındalık yaratmak hem bilgilendirmeler yapmak üzere de biz de bir süredir iş insanlarımızla toplantılar halindeyiz. Sonuçta iş insanlarımızın varlıkları ülkemizin varlıklarını oluşturuyor biliyorsunuz. Hep birlikte aslında ülkemizin varlıkları bunlar. Dolayısıyla bu varlıkların korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması, hem istihdama hem de vergi gelirlerinin devamlılığına hem de ülkemizin kalkınmasına en önemli unsurlardan birisi. Bunu da sağlayabilecek tek araç, tek enstrüman sigortadır” diye konuştu.

SİGORTA FARKINDALIĞINI ARTIRMAMIZ LAZIM

Deprem dönemlerinde sigorta yaptırma oranlarının arttığını vurgulayan Yaşar, “Sigortalık oranları önce yükseliyor. Fakat tabii hafızalar unutmaya başlıyor ya da unutmayı tercih ediyor. Ve bir süre sonra da aslında mevcut seviyelerini korumaya devam ediyor. Ülkemizde bir takım zorunlu sigortalar var. Bu zorunlu sigortalardan bir tanesi de zorunlu deprem sigortası, yani DASK. Zorunlu sigorta olarak sigortalık oranında ilk sırada trafik sigortaları geliyor. İkinci sırada da zorunlu deprem sigortası var. Zorunlu deprem sigortasında sigortalılık oranları yüzde 58-60'lar civarında. Türkiye'yi konuşacak olursak bu oran bölgelere göre farklılık gösteriyor. Marmara Bölgesi'nde 68'lere çıkıyor, Karadeniz Bölgesi'nde 47'lere kadar düşüyor. Ama bu bir zorunlu poliçe. Şimdi konut sigortalarına baktığımız zaman yani ihtiyarı olarak işte evlerimizin yangına karşı, diğer risklere karşı ve DASK'ın üzerindeki deprem risklerine karşı korumalarını aldığımız ev sigortalarına baktığımızda bu oranlar yüzde 22'lere, yüzde 25'lere düşüyor. Aslında hepimizin bu farkındalığı artırmamız lazım. Ve bu risklere karşı varlıklarımızı koruyabileceğimiz hele kriz dönemlerinde, böyle varlık artışının enflasyonist dönemlerde yoğun olduğu dönemlerde sigortadan daha iyi bir koruma enstrümanı yok” şeklinde açıklama yaptı.

TEMİNAT MİKTARLARI ARTIRILDI

Sigorta farkındalığını artırmak için çaba harcadıklarını söyleyen Yaşar şöyle konuştu: “Hem Türkiye Sigorta Birliği olarak hem sigorta şirketlerimiz olarak hem Sigorta ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu olarak son derece bu konuların üzerinde çalışmalar yürütüyoruz. Ürünlerimizi yeniden geliştirmeye çalışıyoruz. 1 Ocak'ta DASK ile ilgili yeni birtakım düzenlemeler yapıldı ve bu metrekare inşaat maliyetleri yani bir hasar olduğunda bir evin yeniden yapım maliyetleriyle bağlantı olarak asgari teminat miktarları artırıldı. 3 bin liradan 6 bin liraya çıkarıldı. Aynı şekilde konu sigortalarının minimum 12 bin lira metrekare maliyetinin altında bir bedelle yapılmasını önüne geçildi. Dolayısıyla sigortalılarımız isterse bu rakamları daha da yukarıya çıkarıp kendi gerçek maliyetleri üzerinden sigortalar yapabilecekler.”

Doğal afet poliçelerine de devlet desteği olmalı Doğal afet poliçelerine de devlet desteği olmalı

YENİ ÜRÜNLER ORTAYA ÇIKIYOR

“Aynı şekilde iş yeri sigortalarında yapılan düzenlemelerle yine bu deprem teminatlarının korunmasıyla ilgili tarifelerde birtakım düzenlemeler yapılıyor. Poliçelerde enflasyon korunmasının olması sağlandı. Daha önce bunlar isteğe bağlıydı, şimdi zorunlu hale getirildi. Onun dışında ürün çeşitliliği sürekli olarak artıyor. Yine günümüzde bu doğal afetlerin dışında biliyorsunuz giderek artan dijitalleşmenin getirdiği siber riskler söz konusu. Onlarla ilgili sigorta şirketlerimizin ortaya koyduğu hem ticari hem de bireysel ürünler söz konusu. Dolayısıyla sektörde değişen mesela otomotiv dünyası değişiyor biliyorsunuz elektrikli araçlar çıkıyor. Dolayısıyla bunlara ilişkin yeni araçlar, yeni sigortalama türleri, ürünleri ortaya çıkıyor. Dolayısıyla sektör elinden geleni yapmaya çalışıyor.”

BÜTÜN İŞ KOLLARIYLA BAĞLANTILI

Sigorta sektörünün bütün sektörlerle bağlantılı olduğunu sözlerine ekleyen Yaşar, “Bizim için yani sigorta sektörünün temasta olmadığı bir sektör yok. Yani biz zaten bütün iş insanlarımıza, bütün varlıklara, bütün insanlara aynı zamanda sigorta teminatı sağlıyoruz. Biz bir yandan hayvan hayat sigortasını konuşurken, bir yandan işletmenin kâr kaybı sigortasını konuşuyoruz. Bir yandan güneş enerji santralini konuşuyoruz, bir yandan demin söylediğim gibi işte deprem sigortasını konuşuyoruz. Dolayısıyla bu tür toplantılarda bizim hem sektörler hakkında bilgi almamız, dolayısıyla o sektörlerin risklerini, o sektörlerin ihtiyaçlarını yakından öğrenmemiz, tanımamız bizim için çok önemli. Çünkü biz hayatın tüm riskleri ve hayatın tüm renkleriyle bir aradayız, iç içeyiz” dedi.

SİGORTACILIKTA HAK ETTİĞİMİZ YERDE DEĞİLİZ

Sigortanın ülke ekonomisi için de önemli bir sektör olduğuna değinen Yaşar, “Şimdi ülkemiz biliyorsunuz dünyada 19. büyük ekonomi. Ama maalesef sigortacılıkta 38. sıradayız. Dünya sıralamasına baktığımız zaman. Bugün Türkiye'de kişi başına prim 158 dolarlar civarında. Dünyada bu rakamlar işte 600-700 dolarlar civarındayken Avrupa'da 3 bin-3 bin 800 dolarlar civarına kadar çıkabiliyor. Dolayısıyla böyle baktığınız zaman sigortacılıkta biz hak ettiğimiz yerde değiliz. En azından ülkemizin dünyadaki yerinin karşılığında bir yerde değiliz. Yani ülkemiz 19. sıradaysa bizim de sigortacılıkta en azından 19. sırada olmamız lazım. Bunu Gayri Safi Milli Hasıla’dan alınan payda da görüyoruz. Yani ülkemizde bir 90'lar civarında bir pay alırken sigortacılık Gayri Safi Milli Hasılada. Dünyada bu rakam yüzde 7'ler civarında. Dolayısıyla hem varlıklarımızın korunması açısından hem fon yaratma kapasitesi açısından Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz, Türkiye Sigorta Birliği'nin yaptığı bir toplantıda çok güzel bir şey söyledi. ‘Türkiye'nin en önemli problemi cari açık problemi. Cari açığın çözümü de sigortacılıktır’ dedi. Çünkü sigortanın yarattığı fon kapasitesi hem enflasyonu düşürüyor hem de bu cari açığın önlenmesindeki ihtiyaç olan tasarrufları sağlamada en önemli rolü oynuyor. Yani sigortacılık aynı zamanda hem risk yönetimi fonksiyonunu yerine getiriyor hem fon yönetimi fonksiyonunu yerine getiriyor. Ve piyasaların bir de uzun dönemli fonlar olduğu için bu fonlar stabilizasyonu sağlayacak fonlar. Dolayısıyla sigortacılığın gelişmesi sadece sigorta şirketleri için bir unsur bir araç değil. Yani sigortacılığın gelişmesi dünyaya baktığımızda niye sigortacılık bu kadar ileride? Çünkü sigortacılık aynı zamanda hem sistemin finansal piyasanın stabilize olmasını sağlıyor hem de uzun dönemli fon yaratma kapasitesi var sigortacılığın” diye konuştu.

SİGORTACILIK ÖYLE BİR SEKTÖR Kİ…

Gençlerin sigortacılığa yönelmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Yaşar, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Gençlerin aslında ilgisi var sigortacılık sektörüne. Fakat ben sektöre girdiğimde söylenen bir şey vardı, geleceğim mesleği sigortacılık diye. Bu hâlâ söyleniyor. Aslında ben daha çok ilgi bekliyorum gençlerden. Çünkü sigortacılık öyle bir sektör ki, mesela biz şunu söylüyoruz, yakında bankalar olsa bile bankacılık olmayacak diye düşünüyoruz biz. Çünkü teknolojinin getirdiği şeyler. Ama sigortacılık öyle değil. Mesela demin kasko sigortalarından bahsettik. Mesela otonom araçlar söz konusu. Belki bu otonom araçlar çok yayıldığında kasko sigortası şekil değiştirecek, evrim değiştirecek. Yani klasik bir kasko sigortası olmayacak. Çünkü belki kazalar sandığımız manada gerçekleşmeyecek bugünkü gibi. Ama ne olacak? Ya ürün sorumluluğu ya yazılımın bir sorumluluğu olacak. Başka birtakım problemler olacak. Dolayısıyla sigortacılık evrim değiştirecek. Ürün sorumluluk, yazılım sorumluluk sigortasına dönüşecek kasko sigortası. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum. Sigortacılık bir şekilde var olacak. Buraya bir sigortacı aklı koymak her zaman gerekecek. Dolayısıyla ben gençleri bütün bu sektörlerle içi olan sigortacılığa davet ediyorum.”

Haberin videosu için lütfen tıklayınız...

Editör: Veli Karadeniz