Bu araştırmaya göre 2023 yılında da şirketler genel anlamda tahsilat sıkıntısı yaşayacak. Araştırmada şirketlerin tahsilat durumu ve müşterilerinin ödeme davranışlarındaki aksaklıkları da inceleniyor. Sonuç raporunda ise ödeme davranışlarındaki aksaklıklar nedeniyle oluşan 30 trilyon dolarlık likidite açığının en az bir yıl daha kapanamayacağına vurgu yapılıyor.

Allianz Trade’in dünya çapında ticari finansman açığına yönelik yaptığı araştırmanın ticari alacak sigortasının önemini de ortaya koyuyor. Araştırmanın konu başlıkları şöyle…

MALİYETLİ OPERASYONLAR

Küresel İşletme Sermayesi Gereksinimi’nde (İSG) borsaya kote şirketler açısından 2008'den bu yana en büyük yıllık artış gerçekleşti. İSG 2021 yılındaki 3 günlük artışın ardından 2022 yılında da 9 gün artarak 72 günlük ciro seviyesine ulaştı. Asya Pasifik’te ortalama 10 günlük artışla 77 günlük ciroya ulaşıldı. İSG Çin'de 15 günlük artışla 59 güne yükseldi.  Ve Batı Avrupa’nın da 7 günlük artışla 68 güne ulaşması ile Asya Pasifik en güçlü artışları kaydedilirken, Kuzey Amerika, Orta ve Doğu Avrupa’da firmaların işletme sermayesi ihtiyaçlarındaki artış 6 gün ile sınırlı kaldı. Daha düşük büyüme, daha yüksek enflasyon, daha yüksek finansman maliyeti ve yapılamayan ödemelerin artması işletme sermayesi gereksinimindeki artışı açıklayan en önemli nedenlerin başında geliyor. Sonuç olarak, mali kaynakların önemli bir kısmı işletme faaliyetlerini sürdürebilmeye ancak yettiği için şirketler; yatırım, ürün geliştirme, coğrafi genişleme, satın alma, modernizasyon veya borç azaltmaya geniş bir kaynak ayıramıyor. 

VADELİ SATIŞ RİSKLERİ

Alacak vadesi ve stok vadesi 5 gün artarak sırasıyla 59 ve 50 güne yükseldi ve işletme sermayesi ihtiyacındaki yıllık artışa eşit oranda katkıda bulundu. Ödeme Vadelerindeki artış ise ılımlı oldu (+1 ila 36 gün). Alacak vadelerindeki bu hızlı artış, şirketlerin satış sonrası ödeme bekledikleri gün sayısının uzadığı anlamına geliyor ve daha fazla şirketin tahsilatta gecikmeler yaşadığına ve yaşayacağına yani nakit akışı sorunlarıyla karşılaşabileceğine işaret ediyor. Dünya genelinde, şirketlerin yüzde 17'si satış sonrası tahsilatları için 90 günden fazla bekliyor. Bu bağlamda, tedarikçilerin görünmez banka rolü tüm gücüyle geri dönmüş durumda ve bu da sistemdeki likidite risklerini artırıyor. 

TEDARİKLİ ÖDEME MODELİNE GEÇİŞ

2021 yılında yaşanan lojistik aksaklıkları da benzer şekilde şirket bilançolarını etkilemeye devam etti. Stoksuz üretim modelinden tedarik zincirlerinde yaşanabilecek sıkıntılara karşı stoklu çalışmaya geçiş, arz darlıklarını arz fazlasına dönüştürdü. Bugün şirketlerin yüzde 34'ünün stokları 90 günlük ciroyu aşıyor ve bu duruma en çok maruz kalan dört sektör öne çıkıyor: ulaşım ekipmanları (yüzde 46), tekstil (yüzde 39), elektronik (yüzde 38) ve makine ekipmanları (yüzde 36).

2023 YILINDA DEĞİŞİKLİK BEKLENMİYOR

Küresel olarak işletme sermayesi gereksiniminin genel olarak sabit kalacağını, alacak ve ödeme vadelerinin bir miktar artacağını (toplam +5), [EBY1] stok vadelerinin ise aynı oranlarda azalacağını tahmin ediyoruz. Zira; yavaşlayan ticari  faaliyetler, üretimde  arz fazlası ve finansal koşulların zorlaşması stokların azalmasına ve tahsilatlarda  gecikmelerin artmasına neden olabilir.

Alacak vadeleri son 16 yılın zirvesinde Alacak vadeleri son 16 yılın zirvesinde

LİKİDİTE ÖNEMLİ

Borsaya kayıtlı ve KOBİ'ler dahil tüm şirketlere baktığımızda, küresel B2B’deki 30 trilyon dolarlık likidite açığı hesaplamamızın değişmeyeceği öngörülüyor. ABD ve Avrupa, söz konusu açığın 5 trilyon dolarlık kısmından Çin ise 12 trilyon dolarlık rekor bölümünden sorumlu. Bu belirsizlik döneminde, küçük ve orta ölçekli işletmeler için en büyük finansal rahatlama, ödenmemiş faturaların daha hızlı ödenmesi ve tahsilat uygulamalarının iyileştirilmesiyle mümkündür. Dünya genelinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin trilyonluk alacakları hem büyümenin önünde engel hem de önemli bir kredi riski kaynağı olmaya devam ediyor.

Editör: Yaren Akkuş