Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı ve Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, trafik sigortası primlerinin serbest tarife ile düşürülebileceğini açıkladı.

Gazeteci Noyan Doğan’ın sunduğu Bakış programında konuşan Yaşar, sön günlerde serbest tarife konularının sıkça yeniden gündeme geldiğini belirterek, “Şimdi serbest tarife denince sanki sigortacılar sadece fiyat artışı istiyorlarmış gibi bir algı doğuyor. Aslında bunun biraz daha detaylandırıp üzerinde konuşmak lazım. Yani sigortacılar ne istiyorlar? Sigortacılar öncelikle sürdürülebilirlik istiyorlar. Şimdi unutmamamız gereken bir şey var. Trafik sigortası sadece sigorta şirketleri için zorunlu bir sigorta türü değil. Aynı zamanda sigortalılar için de bir zorunlu sigorta türü. Meseleye buradan başlamak lazım. Bugün ülkemizde araçların yüzde 80'i trafik sigortasına sahip, geri kalan yüzde 20'sinin trafik sigortası yok. Mevzuata göre trafik sigortası olmayan bir aracın trafiğe çıkma şansı yok. Aslında buradan başlaması lazım. Yani serbest tarifeyi konuşurken bir tam serbestlikten bahsediyor olmamız lazım” dedi.

“Mevzuatın tüm alanlarıyla serbest ve tüm taraflar için zorunlulukların ve kaçınmaların ve kaçınmanın müeyyedilerinin hep birlikte uygulanıyor olabilmesi lazım” diyen Yaşar şöyle devam etti: “Araç sahiplerinin trafik sigortası olmadan trafiğe çıkmaması gerekiyor. Akaryakıt olmayan bir aracın trafiğe çıkma şansı var mı? Yok. Bunun ilk kontrolu akaryakıt istasyonlarında yapılabilir. Pompalara plaka giriliyor. Orada trafik sigortası tespiti yapılıp, poliçesi yoksa araca yakıt satışı yapılmayabilir. Asayiş polisinin uygulamaları sırasında aynısı yapılıyor. Aracın trafik poliçesi yoksa asayiş polisi, trafik polisini çağırıp araç trafikten men ediliyor. İşte bu tip yapısal uygulamalarla sigortasız olan yüzde 20’lik aracın, havuza dahil edilmesi sağlanır. Böylece artan maliyetlerin bir kısmı dengelenmiş olur.”

Trafik sigortalarında en önemli unsurun hasar frekansı olduğuna vurgu yapan Yaşar, “Türkiye’de ortalama hasar frekansı yüzde dört. Yani 100 araç sahibinin yılda dört tanesi kaza yapıyor. Kaza yapmayan 96 araç sahibi vatandaşımız, ortaya çıkan maliyeti ödeyen taraf oluyor. İşte bizim serbest tarife talebimizin altında iyi sürücü ile kötü sürücüyü ayırmak istememiz yatıyor. Bunun sebebi de şu: 1.2 milyon araç sahibinin oluşturduğu maliyetin 22 milyon araç sahibine yüklenmemesi. Şu anda sıfırdan 8’e kadar kademeli olan tavan fiyat sistemi uygulanıyor. Ve bu fiyatı devlet beliyor. Halbuki serbest tarife sisteminde sigorta şirketleri, iyi sürücü ile kötü sürücü ayrımını yaparak bu primleri belirliyorlar. Daha önce serbest tarifenin uygulandığı dönemlerde sigorta primi, iyi sürçünün lehine hep aşağıya gelmiştir” diye konuştu.

Trafik Sigortasi Hasarlari

Adında Türkiye varsa ve konu sağlık sigortasıysa Adında Türkiye varsa ve konu sağlık sigortasıysa

ANA TAZMİNATIN YÜZDE 268 ORANINDA FAZLASI

Trafik sigorta primlerini artıran başka unsurların olduğuna da dikkat çeken Yaşar, “Bunların başında Tahkim uygulamaları geliyor. Kaza oluştuktan sonra Sigorta Bilgi Merkezi, dosyaya ekspertiz atıyor. Sigorta şirketi de bu eksperin ücretini ve ortaya çıkan rakamı sigortalıya ödüyor. Sonrasında rayiç bedel talebi oluyor ve dosya Tahkim’e gidiyor. Bu durum tekrarlanınca sigorta şirketi de diyor ki ben bir de bağımsız bir eksperden hesap çıkarayım. İkinci bir hesap yapılıyor ve tekrar ekspertiz ücreti ödeniyor. İşte bunlar maliyet kalemleri. Mağdur tarafın verilerine izinsiz ulaşan avukatı dosyayı üçüncü kere, Tahkim’e götürüyor.  Ve bunun sonunda diyelim ki 5 bin liralık bir tazminat ödemesine karar veriliyor. Bu beş bin liralık tazminat ödemesi yapıldığında eğer bu dosya icraya konularak da tahsil edilmezse... Çünkü burada böyle bir hak var. Yani sigorta şirketinin ödemesini beklemeden direkt icraya koyma hakkı doğuyor, mevzuat gereği. İcraya konulmazsa 13 bin 500 lira olarak, icraya konulursa 18 bin 400 lira olarak bu dosya sonuçlanıyor. Sigorta şirketi, sigortalısına 5 bin lira tazminat ödediği halde yargılama giderlerini, tespit giderlerini de ödemek zorunda kaldığın için ana tazminatın yüzde 268 oranında fazlasını ödemekle karşı karşıya kalıyor” dedi.

HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA UYGUN MU?

Geçen sene Tahkim’de 560 bin dosya götürüldüğünü söyleyen Yaşar, “Bunun yüzde 90'ı trafik sigortalarından, yüzde 70'i de değer kaybı dosyalarından. Yani gerçek bir sigorta uyuşmazlığı değil aslında. Çünkü sonuçta sigorta şirketlerine siz bir formül verirsiniz, bunu da zaten yine eksper hesaplıyor. Üç kere eksper göndermek zorunda kalmazsınız. Bu formülle sigorta şirketleri bu hesabı yaparlar ve tazminatları öderler. Şimdi bir türlü üzerinde mutabık kalınamayan, kime göre, neye göre doğru olduğu belli olmayan bir rakamı konuşuyoruz. Ve bu rakamı ödeyebilmek için sigorta şirketleri birçok ilave masraflarla karşı karşıyayız. Bu 560 bin dosyanın yüzde 10'u tek bir avukat tarafı getirmiş. Yüzde 25'ini ise 5 avukat. Bir avukatlık bürosuna bir günde bu kadar dosyanın erişme ihtimali, hukukta çok kullanılan bir terim vardır. Hayatın olağan akışına uygun mu?” diyerek sigorta şirketlerinin çözüm önerisini de şöyle anlattı:

VATANDAŞIMIZ HAKKINA SAHİP ÇIKMALI

“Sigorta Tahkim Komisyonu mevzuatı düzenlenirken, tüm dünyada olduğu gibi, ihtiyari (isteğe bağlı) tahkim sistemi olarak düzenlendi. Sigortacılık kanunu çıktıktan sonra yapılan bir ek düzenlemeyle ise zorunlu sigortalarda sigorta şirketleri için Tahkim zorunlu hale getirildi. Dolayısıyla taraflardan birisi zorunlu, diğeri ise isteğine bağlı. Dolayısıyla sigorta şirketi hiçbir şey yapamıyor. Şimdi sigorta şirketinin söylediği şu, bu zararı tespit edelim. Rayiç değerse rayiç değer, bunun bir formülü olsun. Bunu sigorta eksperi, zaten aynı eksperler, yani Tahkim’de bilirkişilik yapan eksperlerle, sigorta şirketlerinin atadığı eksperler, hemen hemen aynı eksperler. Dolayısıyla, bu rakam tespit edilsin, sigorta şirketleri, sigortalıyı da mağduru da mağdur etmeden, birinci elden bu tazminatları ödesin. O zaman ne olacak? İşte bu yüzde 268'lere varan ilave masraflar ortadan kalkacağı için, bir kere hasar prim oranları aşağıya çekecek. Son zamanlarda vatandaş, şöyle şikayetlerde bulunuyor, diyor ki ‘Benim elime 5 bin lira geçti, sigorta şirketi 18 bin lira ödediğimi söylüyor!’ Bunun sebebi bu. Dolayısıyla bizim tüketicilerimizin de tüketici derneklerimizin de vatandaşlarımızın da haklarına sahip çıkması lazım.”

Editör: Veli Karadeniz