Türkiye bir deprem ülkesi. Büyük ve küçük şiddetteki depremler her yıl ülkemizin farklı bölgelerinde meydana geliyor. Bunların bazıları ise 6 Şubat’ta yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli ve 11 ilimizi etkileyen depremler gibi üzücü can kayıplarına ve ağır hasarlara neden olabiliyor. En azından maddi hasarların karşılanması ve deprem sonrasında vatandaşların yaşamının kaldığı yerden yeniden güvenle devam edebilmesi amacıyla 2000 yılında Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) hayata geçirildi. ZDS devlet tarafından sunulan ve Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından çalışmaları yürütülen bir güvence. Bu sigorta sözleşmesinin süresi ise bir yıl. Bir yılın sonunda sözleşmelerin yenilenmesi gerekiyor. Karşılaştırma sitesi encazip.com’un yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortasını devam ettirenlerin oranı yüzde 57.5. 2023 yılı güncel verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 8,5 milyon konutun Zorunlu Deprem Sigortası bulunmuyor.

Maddi zararlar nakit olarak karşılanıyor

ZDS, konutları depreme ve depremin doğrudan neden olduğu yangın, infilak, yer kayması ve tsunami gibi afetlere karşı güvence altına alıyor. Binalardaki maddi zararlar poliçelerde belirtilen limitler dahilinde nakit olarak karşılanıyor. Bu limitler ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı’na göre hesaplanıyor. DASK her yıl inşaat maliyetlerindeki artışa göre belirlediği azami bir tutarda teminat sağlıyor. DASK’ın resmi web sitesinden alınan bilgilere göre, yıllık olarak düzenlenen poliçelerin prim tutarları konutun yapı tarzına, brüt yüz ölçümüne, inşa yılına, kat sayısına ve bulunduğu mahallenin risk grubuna göre hesaplanıyor. DASK tarafından verilen azami teminat tutarı ise 25 Kasım 2022 tarihinden itibaren bütün yapı tiplerinde 640 bin TL.

Köy yerleşimleri ise sigorta kapsamı dışında

Evinin değeri DASK tarafından verilen azami teminat tutarını aşan kişiler isterlerse aşan kısım için sigorta şirketlerinden ek teminat alabiliyor. Bunun için özel sigorta şirketlerinden konut sigortası olması gerekiyor. Köy yerleşimleri sigorta kapsamı dışında yer alıyor, köylerdeki yapılar için ise İhtiyari Deprem Sigortası yaptırılabiliyor. Sürecin işleyişi şu şekilde oluyor: Yaşanan depremin ardından depremzedeler hasar başvurusunda bulunuyor, başvurunun ardından DASK hasar tespit görevlisi sigortalı konutları ziyaret ediyor ve hasarı tespit ederek tazminat tutarı belirleniyor. Tazminat tutarı başvuru sahibine (tapuda adı geçen kişiye) en kısa zamanda ilgili bankalar aracılığıyla ödeniyor.

 DASK sigortası neleri kapsıyor

ZDS ile deprem sırasında tamamen ya da bazı yerleri zarar görmüş binalar teminat altına alınıyor. Temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe duvarları, istinat duvarları, tavan ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar, bacalar ve yapının bunlara benzer nitelikteki tamamlayıcı bölümleri bir arada ya da ayrı ayrı teminat kapsamında yer alıyor.

Eşyayı, iş ve kâr kaybını kapsamıyor

Enkaz kaldırma masrafları, kâr kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti, alternatif ikametgah ve işyeri masrafları, mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer bütün dolaylı zararlar, her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri, tüm bedeni zararlar ve vefat, manevi tazminat talepleri, deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar, depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar ise bu sigortayı kapsamıyor. Bu hasarlar için ZDS’ye ek olarak farklı konut sigortaları yaptırılabiliyor.

Kaskosu olmayan araçların zararları karşılanamayacak

Depremde yalnızca evler ve iş yerleri değil, araçlar da zarar görebiliyor. Binlerce araç kullanılamaz hale gelebiliyor. 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde de benzer durumlar yaşandı ancak kaskosu olmayan araç sahipleri zararlarını tazmin edemeyecek. Türkiye Sigortalar Birliği’nin (TSB) verilerine göre, depremin meydana geldiği 10 ildeki 3.1 milyon aracın sadece 538 bini kaskolu. Oran olarak bakıldığında bu araçlardan sadece yüzde 17.1’inin kaskosunun olduğu görülüyor. Yani 2.6 milyon aracın kasko poliçesi yok. Dolayısıyla bu araçların da zararı karşılanamayacak.

Asıl problem yeşil dönüşümün sigortalanması Asıl problem yeşil dönüşümün sigortalanması

Konut sigortası da yaptırılmalı

DASK yaptırmayanların elektrik, su veya benzeri abonelikleri de başlatamadığını ifade eden encazip.com kurucusu ve tasarruf uzmanı Çağada Kırım, DASK yaptırmanın zorunlu olduğunun altını çizerek DASK’a ilave olarak konut sigortası yaptırılmasının da önemini vurguladı. Kırım, sözlerine şöyle devam etti: “Mevcut mevzuata göre DASK, deprem ve sonrasında oluşacak zararların sadece 640 bin TL’sini karşılıyor, bunun üstü teminat kapsamı dışında. Olası bir depremde konutlarda meydana gelebilecek zararların özellikle de artan inşaat maliyetleri nedeniyle 640 bin TL’nin üzerinde olacağını düşünüyoruz. Zararın tamamının karşılanması ve bir afet anında zorluk çekmemek için DASK’a ilave olarak konut sigortası yaptırılmasını da öneriyoruz.”