Neymiş efendim, İstanbul’daki sel felaketi nedeniyle üç sigorta şirketi iflas etmiş! Asılsız ve tamamen yalan.

Başta şunu belirteyim, sigorta şirketleri oluşan hasar nedeniyle batmaz. Neden batmaz? Çünkü sigorta sektöründe reasürans denilen bir yapı vardır. Sigorta şirketleri poliçe satışlarıyla üstlendikleri riskleri üzerlerinde tutmaz. Büyük felaketlerde (deprem, sel, büyük yangınlar) bir sigorta şirketinin tek başına ödeyemeyeceği devasa hasar yükleri dağıtılır. Şirket yani sigortacı, poliçe satışlarıyla yüklendiği riski, reasürans sistemiyle bir anlamda sigorta ettirir. Reasürans için kısaca “Sigortacının sigortası” diyebiliriz.

Bu anlamda dünya çapında olağanüstü bütçeye sahip devin de devi reasürans şirketleri var. O şirketlere reasör deniyor. Dünyanın en büyük üç reasörü olan Munich Re 35.4 milyar dolar, Swiss Re 34.6 milyar dolar ve Hannover Re ise 31.5 milyar dolar bütçesi var.

İşte bu nedenle net bir şekilde “Sigorta şirketleri hasar oluştuğu için batmaz” diyebiliyoruz.

Tam bu noktada “Sigorta şirketleri batmaz mı?” şeklinde sorabilirsiniz.

Batmaz olur mu tabii ki batar! Ama bu batışın ana nedeni hasarların çok oluşu değil tamamen kötü yönetimdir.

Peki “İstanbul’daki sel felaketi nedeniyle üç sigorta şirketi iflas etti” şeklindeki uydurma haber neden bu kadar çok ses getirdi?

Çünkü bir yalan habere inanılması için gerekli tüm şartlar uygun.

Milyonlarca lira hasar oluşmuş ve haberin kaynağı olarak da Reuters Haber Ajansı kaynak gösterilmiş. Böyle bir paylaşımı görünce, eğer sigortacılık bilgim zayıfsa ben de inanırım.

İşte işin üzücü tarafı da bu. Ülkemizde sigorta bilgisi zayıf. Moda deyimle “sigorta okuryazarlığı” da denilen sigortacılığı bilmiyoruz. Bilmeyince de ortamın gerilmesinden çıkar sağlayan mihrakların tuzaklarına düşebiliyoruz.

Her şeyi bilmek zorunda mıyız? Hayır! Ama önümüze gelen her şeye de inanıp, tuzağa düşmek zorunda da değiliz.

Çünkü elimizin altında muazzam bir kontrol mekanizması var.

Nedir o?

İnternet.

İnternette gördüklerimizi yine internet üzerinden kontrol edelim.