Mesleğimizi himayesi altına almak isteyen mavi taytlı, kırmızı pelerinli ve çakma sigorta acentesi süpermenler: Bizi temsil etmek için önce asıl işiniz sigorta acentesi olmak zorundadır!
Asıl işi, mesleği ve ticareti sigorta acenteliği olmadığı halde Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitemize lider adayı olma cüretini gösteren, rol kapmaya çalışan çakma sigortacılara ve sahte süpermenlere açıkça sesleniyoruz: Sigorta acenteliği; bir tıkla poliçe kesilen sıradan bir simsarlık değil; gecenin bir yarısı kaza yapan sigortalının panik sesini göğüsleyen, yangında, depremde, felakette vatandaşın teminatı olan, geçmişi alın teriyle yazılmış köklü bir meslektir. Biz bu mesleğin tozunu yutmuş acenteler olarak biliriz ki; derdimiz sadece poliçe üretmek değil, güven ve itibar inşa etmektir.
Peki bugün neyi tartışıyoruz? Ticaret Odaları Meslek Komiteleri seçimleri yaklaşırken sahneye çıkan sahte süpermenleri ve he-manleri... Sahi, kimin ne olduğunu anlamak için laboratuvarda turnusol kâğıdı testine mi ihtiyacımız var? Kendi asıl ticareti başka alanlarda olan, "yandan çarklı" bir tüzel yapı üzerinden sırf acente ortaklığı kurdu diye meslek komitesine lider olmaya kalkışan; mesleğin tarihsel çilesinden, tabandaki acentenin haksız rekabet altında nasıl ezildiğinden, komisyon oranlarının erimesinden bihaber kişilerin birdenbire meslek kurtarıcısı edasıyla büründüğü rolleri izliyoruz.
Mavi taytın üzerine kırmızı donunu çekip, arkasına aldığı hayali güç peleriniyle ortalıkta dolaşan bu "fantastik" ve çakma figürler, ne hikmetse seçim dönemi geldiğinde mesleğimizi hatırlayıveriyorlar. Yıllarca sigortacılığın toprağını ekmemiş, çamurunu çiğnememiş, ama sırf makam ikbali ve kendi adını parlatma arzusuyla önümüze düşenler; üstüne bir de "Mevcut iktidarın gücü arkamızda, hallederiz" imajı pompalamayı ihmal etmiyorlar. Etik meslek anlayışını ve liyakati, meslek itibarından önce kendi reklamına kurban eden bu anlayış, çok ama çok tehlikeli bir geleceğin habercisidir.
Bizleri sadece sandık günü hatırlanacak "yürüyen birer oy pusulası" sananlara, "Güç bende!" diye haykıran sahte pelerinli kahramanlara haberimiz var: Acente esnafı feraset sahibidir; kimin gerçek acente, kimin yandan çarklı figüran olduğunu gayet iyi bilir. Meslek itibarını kendi adını parlatma güdüsüne feda eden bu dostlara birkaç somut sual sorsak verecekleri cevap bellidir: "Siz bizi seçin, gerisini abilere taşırız, abiler çözer!"
İşte acenteliğin dünden bugüne taşıdığı kronik sorunların, teminat yetersizliklerinin, haksız rekabetin ve dijital baskıların teşhisi de tedavisi de bu çakma anlayışla imkânsızdır. Kendi makam geleceğinin peşinde koşanların, sektörün geleceğindeki sorunlara sunabileceği hiçbir vizyon yoktur. Eğer bir sektör; sorunlarını kendisi yaşamamış, çilesini çekmemiş, mesleği sadece bir unvan ve nüfuz aracı gören kişilere teslim edilirse; Pinokyo’nun burnu kadar uzun vaatlerle, Kırmızı Başlıklı Kız’ı kandıran kurtlar gibi tatlı dille avutulmaya devam ederiz. Unutulmasın ki masallar yaşanmış gerçekler değildir; biz o çocuksu uykulardan uyanalı çok oldu.
Temsil; mavi tayt takıp pelerin savurarak "Güç bende!" demekle, sahte kahramanlık taslamakla değil; acentenin hakkını, hukukunu, itibarını her platformda eğilmeden, bükülmeden, liyakatle savunmakla olur. Seçim sandığı önüne geldiğinde meslektaşlarımızın kararı nettir: Acentenin kaderini, yandan çarklı çakma sigortacılar değil; bu mesleğe ömrünü vermiş gerçek sahipleri belirleyecektir.